DTÖ’ye giren Vietnam yeni rakibimiz mi?

(Bu yazı ilk olarak Hedef dergisinin Haziran 2007 sayısında yayınlanmıştır.)

11 Ocak 2007 tarihinde Dünya Ticaret Örgütü’nün Cenevre’deki binasına gelen ziyaretçiler, çatıdan sarkıtılan dev boyutlarda mavi renkli bir pankartla karşılaştılar. Üzerinde büyük bir Vietnam bayrağı vardı ve üç dilde ‘Hoşgeldin’ yazıyordu. Küresel ticaretin patronları -daha doğrusu denetleyicileri- 150. üyelerini işte böyle karşıladılar. Aynı saatlerde Hanoi’de ise büyük sevinç vardı. Uzun ve çetin geçen bir süreçten sonra Vietnam, diğer üye ülkelerle pazar erişim müzakerelerini tamamlamış ve katılım protokolü ile ilgili çok taraflı görüşmelerde tüm ilgili taraflarla mutabakata vararak sonunda DTÖ’ye kabul edilmişti. Sadece iki ay önce başkentte son derece başarılı bir Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi gerçekleştirmiş olan Vietnamlılar, DTÖ üyeliğiyle artık tam anlamıyla küresel ekonominin aktörlerinden birisi olmuşlardı.

1980’li yılların ortalarından bu yana planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçiş sürecinde olan Vietnam için DTÖ üyeliği, aslında yeni bir dönemin başlangıcı değil, daha önce başlamış olan bir sürecin ciddi bir şekilde ivme kazanması anlamına geliyor. 1986’da başlatılmış olan ve serbest girişimi teşvik eden ‘Doi Moi’ adındaki ekonomik reform programı ile Vietnam’ın komünist yönetimi bugün ülkenin ekonomisini oldukça iyi bir seviyeye getirmiş durumda. Kaldı ki, bu ekonominin yıllar süren korkunç bir savaşta tahrip olmuş olduğunu da unutmamak gerek. DTÖ üyeliği ile Doi Moi’nin ileri bir safhasına geçilmiş olacağını söylemek mümkün.

2006 yılında yüzde 8.2 oranında büyüyerek Çin Halk Cumhuriyeti’nin ardından Doğu Asya’da en yüksek ikinci büyüme oranını yakalamış ülke olan Vietnam GSYİH’si, on yıl öncesine göre iki katı büyüklüğe ulaşmış durumda. Buna rağmen, Vietnam’ın ekonomik bir dev olduğunu söyleyemeyiz; en azından şimdilik. 2006 yılı itibariyle Vietnam ekonomisinin büyüklüğü 67 milyar dolar. Başka bir deyişle Filipinler’in yarısı, Endonezya’nın 6’da biri, Çin’in 40’da biri, Japonya’nın ise 80’de biri büyüklükte. Ancak Vietnam, hızlı büyüyor ve bu büyümede özel sektör önemli bir rol oynuyor. Sadece 2005 yılı içerisinde ülkede 40 bin özel işletme faaliyete geçti. Diğer yandan 2006 yılında Ho Chi Minh City Borsası, yüzde 70’lik getirisiyle Doğu Asya’nın en yüksek performanslı menkul kıymetler borsası oldu.

Vietnam’ın DTÖ yükümlülükleri

DTÖ üyeliği, Vietnam’ın bu hızlı büyümesine ve büyümenin sürdürülebilirliğine şüphesiz ki katkıda bulunacak. Ancak tabii ki Vietnam’ın bu çerçevede üstlenmiş olduğu yükümlülükler var. Bunların başında gümrük tarifelerinin aşağıya çekilmesi geliyor. Vietnam Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre ilk planda 1,812 vergi kategorisinde yüzde 30-40 arasında indirimler gerçekleştirilecek. En büyük indirim ise yüzde 63 ile tekstil ve hazır giyim ürünleri tarifelerine uygulanacak. Bazı kalemler için indirimler derhal yürürlüğe girdi, diğer kalemlerde ise tarife indirimleri 2014 yılına kadar kademeli olarak tamamlanacak ve böylelikle 82 milyonluk bu pazar küresel ekonomiye tam anlamıyla kapılarını açmış olacak. Diğer yandan Vietnam, DTÖ üyeliği çerçevesinde uygulamakta olduğu sübvansiyonları kademeli olarak kaldıracak ve tüm mal ve hizmetler için piyasa fiyatlarını uygulayacak. Vietnam ayrıca rekabet ve anti-damping konularında bir denetleme mekanizması kuracak; teknik konularda standartlar oluşturacak.

Vietnam’ın dış ticareti 2000 yılında ABD ile imzalanan Ticaret Anlaşması ile birlikte bu ülkeyle yapılan ticaretin hızlanmasıyla ciddi bir ivme kazandı ve son döenmlerde yılda yüzde 20-30 arasında değişen ihracat artışı oranları yakaladı. Ancak diğer yandan ithalatın, ihracattan daha hızlı artmakta olduğu ve açığın giderek büyüdüğü gözlemleniyor. DTÖ üyeliği ile kendi tarife engellerini indiren Vietnam’ın ihraç ürünleri de yabancı pazarlara daha rahat girebilecek. Sonuç olarak hem ithalat hem de ihracat hız kazanacak. Ülke, rekabet avantajına sahip olduğu birçok sektörde üretim girdileri için ithalata bağımlı durumda. Örneğin 2005 yılında tekstil sektörü tarafından kullanılan pamuğun yüzde 71’i ABD’den ithal edildi. Bu nedenle ithalatın, ihracattan daha hızlı büyümeye devam etmesi öngörülebilir.

Vietnam’da tekstil ve hazır giyim

Vietnam’ın dış ticaretinden bahsederken, tekstil ve hazır giyim sektörünün altını çizmek gerekiyor, çünkü Vietnam’ın en büyük rekabet avantajına sahip olduğu ihracat kalemleri tekstil, hazır giyim, deri mamüller ve ayakkabı. Bu durumda DTÖ üyeliği ile birlikte Vietnam’ın bu alanlarda başta ABD ve Avrupa Birliği olmak üzere dış pazarlardaki payını hızla artırması ve son dönemlerde Çin Halk Cumhuriyeti’nin gerçekleştirmiş olduğu gibi yıllık ihracat artışı oranlarını daha da yüksek seviyelere çıkartması muhtemel görünüyor. Çin’in 2001 yılında DTÖ üyesi olmasından sonra bu şekilde hızla artırmış olduğu pazar payı ve bu iki ülkenin büyüklük açısından olmasa da girdi ve üretim şekilleri açısından benzer yapılarda olması bu öngörüyü destekler nitelikte.

Vietnam’ın tekstil ve hazır giyim sektörü, son yıllarda büyük gelişme gösterdi. Devlete ait hazır giyim üreticisi Vinatex, şu anda alanında dünyanın en büyük onuncu firması konumunda. Ancak, Vietnam’ın bu alanda Çin kadar kuvvetli olduğunu söylemek doğru olmaz. Örneğin, 2006 yılında ABD bu alandaki ithalatının yüzde 26’sını Çin’den yaparken, Vietnam’ın payı sadece yüzde 4’tü. Ayrıca Vietnam, tekstilden çok hazır giyim alanına yoğunlaşıyor. Ev tekstili, kumaş, iplik vs gibi alanlarda büyük boyutlarda ihracatı yok. Toplam tekstil ve hazırgiyim ihracatının yüzde 85’inin hazır giyim ürünleri oluşturuyor. Vietnam’ın Çin’den diğer bir farkı, bu ülkenin pamuk üreticisi olmayışı. Bu nedenle Vietnam’da sektör, hammadde açısından büyük ölçüde ithalata bağımlı durumda.

Vietnam, tekstilde Çin kadar büyük bir tehdit değil. Ama sadece şimdilik? Ülkenin içinde bulunduğu hızlı büyüme trendi, DTÖ üyeliği ve sahip olunan maliyet avantajı, Vietnam’ın bu alanda hızla ilerlemesini sağlayacak. Tabii, bundan endişe etmeye başlayanlar da var. Başta ABD olmak üzere?

ABD’nin endişeleri

ABD, Vietnam’ın DTÖ üyeliği için gerekli ikili anlaşmayı 31 Mayıs 2006 tarihinde imzalamıştı. Bu anlaşmayla Vietnam, tekstil sektörüne sağlamakta olduğu sübvansiyonları kaldırmayı kabul etmiş ve buna ek olarak ilgili anlaşmanın hükümlerinin yerine zamanında ve etkin bir biçimde getirilmesini temin etmek amacıyla bir kontrol mekanizması oluşturmuştu. Ancak bunu yeterli bulmayan ABD yönetimi bu yılın Ocak ayında ‘Vietnam’dan Yapılan Tekstil ve Hazır Giyim İthalatını Denetleme Programı’nı yürürlüğe sokma kararı aldı. Söz konusu program 19 Ocak 2009 tarihine kadar olan iki yıllık süre içerisinde ABD’nin Vietnam’dan yapmakta olduğu tekstil ürünleri ithalatında ‘özel hassasiyete’ sahip oldukları ifade edilen pantalon, gömlek, iç çamaşırı, kazak ve mayo kalemlerinde ithalat hacimleri ve fiyatlarının kontrol altında tutulmasını öngörüyor.

Çinli üreticilerin olduğu gibi Vietnamlı üreticilerin de sahip oldukları düşük maliyet avantajını kullanarak ve DTÖ üyeliği sayesinde kalkacak kotalardan faydalanarak gerek içeride gerekse başta CAFTA ve NAFTA ülkeleri olmak üzere üçüncü ülkelerde kendi pazarlarını işgal edeceklerinden endişe eden ABD’li tekstilciler bu programı destekliyorlar. Büyük tekstil lobi grubu Ulusal Tekstil Kuruluşları Konseyi’nin (NCTO) bu konuda çok kararlı ve sert bir çizgi izlediği görülüyor. Mayıs ayında yayınlamış oldukları bildiride ABD’nin Vietnam ile DTÖ üyeliği için imzalamış olduğu anlaşmayı kendi haklarını yeterince korumadığını vurgulayan Amerikalı tekstilciler, söz konusu anlaşmayı ‘ABD tekstil işçilerinin pahasına Vietnam’ın kazandığı zafer’ olarak nitelendirdiler ve Vietnam’ın pazar ekonomi şartlarını uyacağını beklemenin hayalcilik olduğunu iddia ederek ‘Bizi kandıramadınız’ ifadesini kullandılar.

NCTO’nun raporuna göre Vietnam’ın fiyatları ABD’li üreticilerin fiyatlarından yaklaşık yüzde 40 oranında daha düşük ve kotaların kalkmasıyla Vietnam, ABD’ye yapmakta olduğu ihracatı iki katına çıkartacak; tekstil ve hazır giyim alanında ABD’nin Çin’den sonra en büyük ikinci ithalat partneri haline gelecek.

Vietnam tarafı ise söz konusu tasarının ABD’nin DTÖ yükümlülüklerine aykırı olduğunu savunuyor ve kotaların kalkmasının kendilerine avantaj sağlayacağını, ancak dış pazarlarda büyük paylar edinebilmek için henüz yeterli kapasiteye olmadığını ileri sürüyor. Vietnam Tekstil ve Hazır Giyim Derneği’ne (VITAS) göre bu durumun sebebi, halihazırda kotasız ticaret yapmakta olan ülkelerin bu pazarlarda yerlerini sağlamlaştırmış olmaları ve Vietnamlı üreticilerin hammadde açısından ithalata bağımlı olmalarının avantajlarını zayıflatması. VITAS verilerine göre 2005 yılında Vietnam, 4.8 milyar dolarlık hazır giyim ihracatı yaptı ama diğer yandan bu üretimde kullanılan hammadde için de 1.2 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirildi. Bu arada, ara ürünlerle bağlantılı olarak kendi iç piyasında sıkıntılar yaşıyor. ASEAN ülkelerinden alınan ipliğe yüzde 5 oranında vergi getirilince, Vietnam’da dokunan kumaşın maliyeti arttı. Diğer yandan ASEAN dışı ülkelerden alınan kumaşın vergisi yüzde 40’dan yüzde 12’ye inince Vietnam üretimi kumaşın rekabet gücü azaldı. Kazanan ise bavul ticaretiyle getirilen ve pazar payı yüzde 60’a kadar çıkan Çin malı kumaşlar oldu. Kısacası, Vietnamlı üreticiler için durum şu anda dışarıdan zannedildiği gibi günlük güneşlik değil.

Yatırımlar artacak

DTÖ üyeliği ile birlikte Vietnam, sadece tarifeler konusunda değil, fikri mülkiyet haklarından standardizasyona kadar birçok alanda yükümlülük altına giriyor. Bu yükümlülüklerin tam ve zamanında gerçekleştirilmesi, Vietnam’da yatırım ortamının giderek iyileşmesi anlamına gelecek. Son dönemlerde ülkeye girmekte olan doğrudan yabancı yatırım miktarını artırmayı başarmış olan; 2005 yılı itibariyle 19 milyar dolarlık bir doğrudan yabancı yatırım stoğuna ulaşan ve 2006 yılının ilk 10 ayında da 6.5 milyar dolarlık yatırım çekmeyi başaran Vietnam, bu alanda DTÖ üyeliğinin olumlu etkilerini şimdiden yaşamaya başladı, çünkü yatırımcı firmalar tarafından DTÖ üyeliği, Vietnam gibi planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçme sürecinde olan ülkeler için bir tür güvence olarak görülüyor. Son olarak Intel firması, sahip olduğu en büyük mikroçip fabrikasını Vietnam’ın Ho Chi Minh kentinde kuracağını açıkladı ve geçtiğimiz yılın Şubat ayında 300 milyon dolar olarak açıklamış olduğu yatırım tutarını 1 milyar dolara çıkarttı. Canon firması ise dünyanın en büyük laser printer fabrikasını Vietnam’da kuracak ve ülkedeki fabrika sayısını üçe çıkartacak. Bu gibi yatırımlar, Vietnam’a artan ihracat rakamları, vergi gelirleri ve hepsinden de önemlisi artan istihdam olarak fayda sağlayacak.

DTÖ üyeliği sayesinde Vietnam, dış ticaretini artıracak ve daha fazla yatırım çekebilecek. Ancak bu noktada önem taşıyan diğer bir konu da bu sayede artan refahın halkın tüm kesimlerine ne kadar yansıtılabileceği. Vietnam, halen kişi başına düşen GSYİH’nin 620 dolar seviyesinde olduğu fakir bir ülke. Ekonominin serbestleşmesi ve dışa daha fazla açılması her ülkede olduğu gibi belirli kesimlere diğerlerine nazaran daha fazla fayda sağlayacak. Bu durumda hükümetin görevi ise DTÖ üyeliği kaynaklı olarak artan dış rekabet karşısında yerel üreticilerin güçlerini artırmak ve bu suretle bir denge oluşturmak olacak.

Vietnam’ın DTÖ üyeliğinden ne kadar fayda sağlayabileceğinde ise girmiş olduğu yükümlülükleri ne derece yerine getirebileceği belirleyici olarak. Her ne kadar pazar ekonomisine geçiş sürecinde olsa ve arka arkaya reformlar yapsa da Vietnam halen sosyalist bir ülke ve DTÖ üyeliği için kurumsal altyapısı son derece yetersiz. Hükümetin uygulamaya koymuş olduğu ve 2006-2010 dönemini kapsayan Sosyo-Ekonomik Kalkınma Planı, bu alandaki eksiklikleri gidermeyi amaçlıyor. Bu plan çerçevesinde pazar ekonomisi kurumlarının etkin bir şekilde oluşturulması için gerekli önlemler alınacak, altyapı ve insan kaynakları gelişimine ağırlık verilecek, tarım ve kırsal kalkınma politikalarında reformlar yapılacak, hizmet sektörü kalkındırılacak ve özel sektörün teşvik edilmesini amaçlayan idari reformlara hız verilecek. Vietnam Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre bu kapsamda öncelikli projelerden birisi de GSYİH’nin yüzde 38’ini üreten yaklaşık 2,000 kamu iktisadi teşebbüsünün özelleştirmesinin 2009 yılına kadar tamamlanması.

Türkiye açısından Vietnam’ın DTÖ üyeliği

Vietnam, her ne kadar son yıllarda önemli bir artış yaşanmaktaysa da Türkiye’nin halen Doğu Asya’da ticari ve ekonomik ilişkilerinin en düşük seviyede olduğu ülkelerden birisi. 2005 yılında iki ülke arasında 153.4 milyon dolar olan ticaret hacmi, 2006 yılında yüzde 52.8’lik artışla 234.4 milyon dolar olarak gerçekleşti. İki ülke arasındaki ticarette en belirgin husus ise Türkiye’nin giderek artan açığı. 2002 yılında yüzde 67 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı 2006 yılında yüzde 24’e kadar düşmüş durumda. Yatırım ilişkilerinde ise benzer bir durum söz konusu. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesinde kurulmuş olan Türk-Vietnam İş Konseyi’nin verilerine göre Türkiye’nin 2005 yılı itibariyle Vietnam’da kayıtlı 6 doğrudan yatırımı var ve bu yatırımların toplam sermayesi 63.5 milyon dolar.

Türk firmaları, yatırım amacıyla Vietnam’ı henüz yeterince değerlendiremeseler de DTÖ üyeliğini çerçevesinde gelecek olan yatırım ortamındaki iyileşmeler, birçok ABD, Avrupa ve Japon firmasının Çin’deki üretim tesislerini Vietnam’a kaydırdıkları bir dönemde Türk firmaları açısından da önemli fırsatlar yaratabilir. Çin’in sahip olduğu maliyet avantajı, Vietnam’da fazlasıyla mevcut. Bir örnek verilecek olursa, Japonya Dış Ticaret Örgütü JETRO’nun 2006 yılında yayınlamış olduğu bir rapora göre asgari aylık ücretler Tayland’da 110 dolar, Filipinler’de 135 dolar, Hindistan’da 74 dolar, Endonezya’da 90 dolar ve Çin’in güneyindeki Dongguan eyaletinde 92 dolar ve Şanghay’da 130 dolarken, Vietnam’da sadece 50 dolar. Burada söz konusu olan ucuz, oldukça kalifiye ve aynı zamanda da genç bir işgücü. Ülkenin nüfusunun yüzde 54’ü 30 yaşın altında.

Diğer yandan Vietnam, DTÖ yükümlülükleri haricinde yabancı yatırımlara oldukça cazip teşvik paketleri de sunuyor. Örneğin yukarıda bahsi geçen proje için Intel firması ilk dört yıl gelir vergisi ödemeyecek, sonraki dokuz yıl ise yüzde 50 indirimden yararlanacak. Daha sonra ise Intel, normal yüzde 28’lik vergi yerine yüzde 10 ödeyecek. Bu imkanlardan Ho Chi Minh City’deki yüksek teknoloji parkında yatırım yapacak tüm firmalar yararlanabiliyor.

Türkiye’nin Vietnam’a olan ihracatını artırması içinde önemli bir potansiyel bulunuyor. Burada Vietnam’ı sadece kendi pazarıyla değil, başta Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü’nün (ASEAN) bölgesi olmak üzere daha geniş bir bölgesel pazara açılan bir kapı olarak görmek mümkün.

Vietnam’ın Türkiye için sunmakta olduğu fırsatlar var, ancak DTÖ üyeliği ile bu ülke Türkiye için bir tehdit şekline de gelebilir ve Türkiye açısından yapılması gereken bu tehdidi fırsata çevirmektir. Tekstilde kotaların kalkmasından sonra Çin, Türkiye’nin bu sektördeki dış pazarlarında ve hatta iç pazarında giderek payını artırmış ve Türk üreticisine bir darbe vurmuştu. Türkiye ise ABD ve AB ile birlikte karşı bir girişimin öncülerinden olmuş ve ‘Tekstilde Adil Ticaret’ başlığıyla İstanbul Deklarasyonu imzalanmıştı. Vietnam’ın da kota engellerinden kurtulması, Türkiye tarafından tekstil sektöründe ‘yeni bir rakip’ şeklinde algılanmamalıdır. Çin’e karşı uygulanan önlemlerin Vietnam için de devreye sokulması kısa vadeli olarak bir getiri sağlasa da uzun vadede Türkiye’nin yapması gereken Çin ve Vietnam gibi düşük katma değerli, fason üretim kulvarından çıkarak; yüksek teknolojiyle yüksek katma değerli, kendi markası ve tasarımını taşıyan üretime yönelmektir. Vietnam’ın da Çin’e katılması bu sebepten dolayı Türkiye açısından bir tehdit değil, sektörün küresel çerçevede kendisini doğru biçimde konumlandırması için bir fırsattır.

Print Friendly, PDF & Email
Bu yazı Ekonomi, Türkiye ve Asya, Uluslararası İlişkiler kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.