ASEAN ülkeleri Çin?e karşı (mı?)

Vietnam?ın başkenti Hanoi?de gerçekleştirilen Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü (ASEAN) Zirvesi?nde ana konunun Myanmar?da (Burma) 7 Kasım?da yapılacak olan seçimler olması bekleniyordu. Bu konu beklendiği şekilde gündemin ilk sıralarında yer aldıysa da, esas olarak Hanoi Zirvesi?nde iki konunun önem kazandığını düşünüyorum. Bunlardan birincisi, Çin ile ASEAN ülkeleri arasındaki ilişkilerde yaşanan gerginlik, ikincisi ise Vietnam?ın kendisini bölgede yeniden konumlandırmaya yönelik girişimleri.

Hanoi zirvesine katılan liderler bir arada

Uluslararası ilişkiler literatüründeki realist paradigma, yükselen bir güç karşısında bölgedeki diğer ülkelerin bir araya gelerek yükselen güce karşı bir denge oluşturacaklarını öngörür. Bu nedenle yıllardır akademik çevrelerde ASEAN ülkelerinin Çin?e karşı bir bloklaşmaya gitmemiş olmalarının realist paradigma açısından sorunlu bir durum olup olmadığı tartışılır. Harvard profesörlerinden Stephen Walt?ın teorisine göre ise ülkeler yükselen bir güce değil, yükselişini tehdit olarak gördükleri güce karşı bir denge oluşturmaya çalışırlar.

Son dönemlerde gerek akademik gerekse siyasi çevrelerde Çin?in ASEAN tarafından giderek artan oranlarda bir tehdit olarak görülmeye başlandığı konuşuluyor. Bunun başlıca sebebi de Çin?in petrol ve doğal gaz yatakları içeren Güney Çin Denizi?ndeki hak iddialarını daha yüksek sesle dile getirmeye başlamış olması. Bu konu yüzünden son olarak Çin ile Japonya arasında ortaya çıkmış olaran gerilim hafızalardaki tazeliğini koruyor. Diğer yandan Çin bu denizdeki askeri gücünü de artırıyor. Hanoi?deki zirvede bu durum karşısında iki ayrı gelişme net bir şekilde görüldü. Bunlardan birincisi, Japonya ile Hindistan arasında bir yakınlaşma başlaması, ikincisi ise Çin?in konuyu söz konusu denize kıyısı olan tüm ülkelerle tek tek masaya oturmayı tercih etmesine rağmen, başta Vietnam ve Filipinler olmak üzere ASEAN ülkelerinin ortak bir konum ortaya koymaya çalışmaları. Ancak bu her iki durumun da ne ölçüde somut politikalara dönüşeceğini ve Çin?in buna karşı nasıl bir tutum sergileyeceğini zaman gösterecek.

Vietnam?ın son dönemlerdeki girişimleri oldukça dikkat çekici. Geçtiğimiz günlerde Vietnam hükümeti, Güney Çin Denizi?ndeki (Vietnamlılar bu denizi ?Doğu Denizi? olarak adlandırıyor) Cam Ranh Körfezi?nde yer alan, savaştan kalma Amerikan askeri üssünü elden geçirip yabancı ülkelerin savaş gemilerinin kullanımına açacağını açıkladı. Thanh Nien gazetesinin haberine göre tadilat üç yıl sürecek ve askeri üssün yeniden yapılandırılmasında Rus danışmanlardan ve Rus teknolojisinden destek alınacak. Bu girişimin Çin?e karşı bir bir tavır olduğunu tahmin etmek için strateji uzmanı olmaya gerek yok sanırım.

Ekonomik açıdan da Vietnam, Çin?e karşı iddiasını artırma çabasında. Hanoi?deki zirve sırasında yaşanan iki gelişme bu durumu açık bir şekilde ortaya koyuyor. Birincisi, Vietnam son olaylar nedeniyle Çin?in Japonya?ya ihracatını durdurduğu bazı madenleri, bu ülkeye artık kendisinin tedarik edeceğini açıkladı. İkinci olarak ise büyük ABD şirketleri bölgedeki yeni yatırımlarını Vietnam?a yönlendirmeye karar verdiler. Hatta geçtiğimiz hafta Intel, Boeing ve Microsoft, Vietnam hükümeti ile anlaşmalara imza koydu. Bu anlaşmalar imzalanırken salonda bulunanlar arasında ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da vardı.

Vietnam, ekonomik açıdan Çin?in sahip olduğu gücün ve büyüklüğün henüz çok uzağında. Ancak Çin?e bir alternatif olma iddiasını taşıyor ve görülen o ki ABD?nin de desteğini alıyor. Bununla birlikte her ne kadar Güney Çin Denizi?nde soğuk rüzgarlar esse de Vietnam?ın da diğer ASEAN ülkelerinin de ABD?ye güvenerek işi Çin?i düşman edinme boyutuna getireceklerini düşünmek yanlış olur. Esas olarak ASEAN ülkelerinin yapmaya çalıştıkları, Çin?e (ve bu yılın başında yürürlüğe girmiş olan Çin-ASEAN serbest ticaret anlaşmasına) ekonomik açıdan ihtiyaç duydukları gerçeğini göz ardı etmeden, bu ülkeye karşı pazarlık güçlerini artırmaya çalışmak. En azından şu aşamada ASEAN?ın Çin?e karşı ABD sponsorluğunda bir dengeleme oluşturduğunu söylemek doğru değil, ama tabii ki zaman ne gösterir bilinmez.

Print Friendly, PDF & Email
Bu yazı Uluslararası İlişkiler kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.