Çin?e Avrupa?dan bir bakış: Napoleoni ve “Maonomics”

Çin ile ilgili gelişmeleri büyük ölçüde Çin ve Amerikan kaynaklarından takip ediyoruz. Bu durum da bu ülkeyi algılayışımızın siyah-beyazdan oluşan bir tablo içerisinde boğulmasına, aradaki tonları kaçırmamıza ve iki uçtan birisine savrularak Çin?i kolayca iyi ya da kötü adam olarak ilan etmemize yol açıyor. Çinli yazarlar arasından kendi ülkelerine (daha doğrusu Çin hükümetine) karşı eleştirel bir ses duymak zor olduğu gibi Çin?i takip eden Amerikalı yazarlar arasında da ?yiğidi öldür ama hakkını ver? diyen, Çin?in olumsuzluklarının yanında samimi bir şekilde olumlu taraflarını ve küresel ekonomiye kazandırdıklarını anlatanlara rastlamak, imkansız değil, ama zor. Tabii ki bize düşen bilgilerimizi farklı kaynaklardan almaya ve kendi muhakememizi yaparak ve ezberden kaçınarak kendi sonuçlarımıza ulaşmaya çalışmak. Bununla birlikte Çin?i daha iyi anlamak isteyenler için naçizane bir önerim daha olacak: Avrupalı Çin uzmanlarının sesine kulak vermek.

"Maonomics"

Çin?i net bir tehdit ve süper güç yarışında iddialı bir rakip olarak algılayan paradigmanın şekillendirdiği bir ortam içerisinde çalışmalarını sürdüren Amerikalı yazarlara nazaran Avrupalıların Çin?e daha dengeli ve daha hakkaniyetli bir şekilde yaklaştıklarını görüyoruz. Bu Avrupalılardan birisi de İtalyan iktisatçı Loretta Napoleoni. İtalya?da geçirdiğim on gün içerisinde Napoleoni?nin ?Maonomics? isimli kitabını okuma fırsatını buldum. Her ne kadar kitabın son derece modaya uygun, pazarlamaya yönelik ismi içerik ile ilgili şüphelerimizin oluşmasına yol açsa da, daha ilk sayfalardan kitap argümanını ortaya koyuyor ve ilerleyen kısımlarda bu argüman zengin ve isabetli örneklerle işleniyor. Bu arada hemen şunu söyleyelim. Kitabın İtalyanca orijinali ve İngilizce tercümesi farklı alt başlıklara sahip. İtalyancasında ?L?amara medicina Cinese contro gli scandali della nostra economia? (Ekonomimizin skandallarına karşı acı Çin ilacı) şeklinde bir alt başlık kullanılırken, İngilizce tercümesinde ise ?Why Chinese communists make better capitalists than we do? (Neden Çinli komünistler bizden daha iyi kapitalist oluyorlar) denmiş. Genel olarak Avrupa?nın ve özel olarak da İtalya?nın mevcut durumu, yaşanan ekonomik kriz ve skandallar göz önünde bulundurulursa İtalyan okuyuculara Çin örneğinin bir reçete olarak sunulması oldukça anlamlı.

Napoleoni?nin temel tespiti Batı?nın derin bir ekonomik kriz sürecinden geçtiği, Ortadoğu?nun ise sosyal ve ekonomik adaletsizliklerin körüklediği bir patlama yaşadığı bir dönemde Asya?nın ve özellikle de Çin?in başarılı bir performans sergilediği yönünde. Bu tespiti yaptıktan sonra Napoleoni, iğneyi de çuvaldızı da Batı dünyasına, hem de Amerikalıların yapamadıkları kadar derine batırıyor. Yazar Batı dünyasına sadece ekonomik kriz üzerinden değil, Batı?nın demokrasiyi anlayışı ve Çin?i anlayamayışı üzerinden de eleştiri getiriyor ve sonra bir adım daha atarak Batı?nın yaşadığı sıkıntılara ilaç olarak Çin modelini tavsiye ediyor. Napoleoni?nin tespitlerine katılmakla beraber son önerisi ile ilgili bazı çekincelerim var, ancak o noktaya gelene kadar bakalım Napoleoni?nin ne dediğine.

1989?de Soğuk Savaş?tan mağlup çıktığı düşünülen güçlerden birisi bugün küresel ekonominin liderliğine aday durumdadır. Bu bir paradoks mu? Hayır. Daha ziyade komünist dünyada yaşanan gelen türlü rahatsızlığı kendi toplumsal modelinin kopyalamaya yönelik bir istek olarak görmeye alışmış olan Batı?nın siyasi dar görüşlülüğü ve kibirinden kaynaklanan bir yorumlama hatası bu. Yirmi yıl sonra artık düzeltilmesi gereken bir hata.

Napoleoni?ye katılmamak mümkün değil. Dünyaya Batı?nın gözlüklerinden baktığımız zaman ister istemez aynı yanılgıya düşüyoruz. Soğuk Savaş bittiği zaman komünist ülkelerin Batı tarzı serbest piyasa ekonomilere geçeceklerini, onun ötesinde Batı?nın liberal toplumsal düzenine doğru yöneleceklerini düşündük. Rusya bunu denedi, başarısız oldu. Çin ise kendi yolunu çizdi.

Çin ilerliyor ve her geçen gün gelişiyor. Ancak bizim kriterlerimize göre bu başarının hiç bir anlamı yok çünkü Çin demokratik değil. İşte bu noktada sorunun kökenine iniyoruz. Çin halkının siyasi özgürlüklere sahip olmadığı algısı yine bizim kavramsal yanlış anlamamızın bir sonucu. 1989 yılında Mao?nun dev posteri altında Tiananmen Meydanı?nı işgal eden Çinliler için demokrasi, ekonomik eşitlik ile eş anlamlıydı. Buna da son yirmi yıl içerisinde Çin nüfusunun büyük bir kesimi kavuştu.

Burada demokrasinin evrensel bir kavram olup olmadığı sorunsalına geliyoruz. Çin?de Batı tarzı bir demokrasinin olmadığına hemfikiriz. Ancak demokrasi bir amaç mıdır, yoksa araç mıdır sorusundan yola çıkıp, bu kavramı bir takım temel insani özgürlüklere giden yol olarak algılarsak, Çin eğer bu amacı bir kısmı Batı?nın uygulamalarıyla örtüşmeyen yollardan sağlıyorsa bunu en azından doğrudan reddetmeden iyice bir incelememiz gerekir. Napoleoni de, demokrasiyi iyi yönetişim olarak kabul eden Batı?dan farklı olarak Çin?in demokrasi anlayışının temelinde ekonomik eşitlik ve refah olduğunu belirtiyor. Bu durumda Çin?in hızla demokratikleşmekte olduğunu bile söylemek mümkün.

Bu tespitlerden sonra Napoleoni, Batı?nın sorunları için Çin ilacını öneriyor.

Eğer tükenmiş ekonomik ve siyasi modelimizle devam etmek konusunda ısrarcı olursak ciddi bir çöküş yaşamamız kaçınılmaz olacak. Ancak bunun için bir çare var ve bu çare Batı?yı etkileyen ekonomik ve psikolojik depresyon karşısında faydalı olabilir. İster adına Çin kapitalizmi deyim, ister Çin ilacı, yapmamız gereken bunu alıp kendi demokrasilerimizin fizyolojisine uyarlamaktır.

Napoleoni, Çin?den alınması gereken en önemli özelliğin pragmatizm olduğunu düşünüyor.

‘Made in China’ kapitalizmi işe yarayan her şeyi (serbest girişimden sermaye kontrollerine kadar) kullanır ve dolayısıyla Batı kapitalizmine göre daha esnek ve daha günceldir. Çin modeli kendisini küreselleşme gibi ani ve büyük ölçekli dönüşümlere adapte edebilecek kapasiteye sahiptir. Bu esneklik de Çin?in küresel köyün süper gücü olmasına ve modernitenin parametrelerini yeniden tanımlamasına yardımcı olmuştur.

Batı?nın Çin?den öğrenecek çok şeyi olduğuna ve Çin?e artık Batı merkezi bir anlayışla yaklaşmaktan vazgeçmemiz gerektiğine katılmakla birlikte, Napoleoni?nin Çin?i doğrudan Batı için bir model ileri sürmesi konusunda bir takım çekincelerim var. İlk olarak Çin?i Batı?nın değerleri ve modernite anlayışıyla tartmanın hatalı olduğunu belirten yazarın diğer taraftan Batı için Çin modelini önermesi, Batı?nın kalıplarını Çin?e taşımayalım derken Çin?in kalıplarını Batı?ya taşıması bir çelişki yaratıyor. Bu çelişki, özellikle şu cümlelerde oldukça sivri bir hale geliyor.

Batı?da bizlerin uzun süredir eleştirdiğimiz ve yanlış anladığımız, Doğu otoriterliği ile ekonomik özgürlüklerin kombinasyonu, tükenmiş Batı kalkınma modeli için cazip bir alternatif haline gelmektedir.

İtalyan iktisatçı Loretta Napoleoni

Batı?da ekonomik özgürlükler halihazırda, ancak mesele bunların kamu faydasına zarar vermeyecek şekilde devlet tarafından kontrol altında tutulmasını önermek başka bir şey, mucize formülün bir parçası olarak Asya ülkelerindeki otoriter rejimleri göstermek başka bir şey. Her ne kadar Napoleoni, Doğu?nun modellerini ?kendi demokrasilerimizin fizyolojisine uyarlamak?tan bahsetse de bunun nasıl yapılacağı konusunda pek ipucu vermiyor. O zaman da önerisi iplerin sıkı tutulduğu bir devlet kapitalizmi önerisinden öteye gitmiyor.

İkinci olarak ise Napoleoni?nin bu kitabı çok erken yazdığını düşünüyorum. Çin modelini gerçekten Batı için örnek olarak ileri sürebilmemiz için, Çin?in kendi sürecini tamamlaması ve karşı karşıya olduğu soru işaretlerini ortadan kaldırması lazım. Çin?in halkına büyük ekonomik özgürlükler sağladığı ortada. Ancak hikaye burada bitmiyor. Bu özgürlükler karşısında gelişen bir orta sınıf ve bu orta sınıfın artan siyasi özgürlükleri talebi var. Bir yandan ekonomik özgürlük sağlarken, diğer yandan siyasi ve sosyal hakları kısıtlamak sürdürülebilir bir durum değil ve şu anda en büyük soru da Çin?in bu durum karşısında nasıl bir yol izleyeceği. Daha bu soru cevaplanmamışken, Çin?i bir başarı modeli olarak önermek ne kadar doğru bilemiyorum.

Napoleoni?nin kitabı, Batı merkezi bakış açısına getirdiği eleştiri ve Çin?in farklılıklarını ortaya koyuşu açısından önemli bir eser. Ayrıca argümanlarını destekleyen örnekleri büyük ölçüde Avrupa ülkelerinin Çin ile olan ilişkilerinden seçmiş olması ve Çin ile Avrupa ülkeleri arasında kıyaslamalar yapması da bu kitabı farklı kılıyor.

“Maonomics: L?amara mecidicina Cinese contro gli scandali della nostra economia”, Loretta Napoleoni, Rizzoli, 2010, 373 sayfa.

“Maonomics: Why Chinese communists make better capitalists than we do”, Loretta Napoleoni, Seven Stories Press, 2011, 320 sayfa.

Print Friendly, PDF & Email
Bu yazı Ekonomi, Kitap, Uluslararası İlişkiler kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.