Asya Altyapı Yatırım Bankası İcraata Başlıyor

Çin’in öncülüğünde ve Türkiye’nin de dahil olduğu 57 ülkenin katılımıyla kurulan ve geride bıraktığımız Ocak ayında resmen faaliyete geçen Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AIIB) finansman sağlayacağı ilk büyük projelerle ilgili bilgiler kamuoyuyla paylaşıldı. Bu projelerin Haziran ayından itibaren hayata geçirilmesi ve AIIB’nin 2016 yılı boyunca Asya genelindeki altyapı projelerine yaklaşık 1,2 milyar dolarlık finansman sağlaması bekleniyor.

Çin, halen AIIB’nin en büyük hissedarı konumunda ve bu kurumda yüzde 26,06’lık oy hakkı var. Çin’i yüzde 7,5 ile Hindistan, yüzde 5,93 ile Rusya ve yüzde 4,5 ile Almanya takip ediyor. Türkiye’nin ise yüzde 2,52’lik bir oy hakkı bulunuyor.

9002
İlk projelerin detayları Çin’in AIIB’den beklentilerine ve bankanın gelecekte izleyeceği çizgiye dair ipuçları da sunuyor. ABD ile Japonya’nın katılım sağlamadığı AIIB’nin Asya’nın giderek artan kalkınma finansmanı ihtiyacına karşılık verecek bir kurum olmasının ötesinde Çin’in stratejik amaçlarına hizmet edip etmeyeceği, Çin’in buradaki esas gayesinin ne olduğu, bankanın Çin tarafından Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası (ADB) gibi halihazırda faal olan finansman sağlayıcılara bir alternatif mi, yoksa onları tamamlayıcı bir unsur olarak mı tasarlandığı konusunda kapsamlı tartışmalar yürütülmüştü. AIIB’nin fonlayacağı ilk projelerin detayları, AIIB’nin mevcut uluslararası kurumlarla birlikte çalışacağını, ancak projelerin seçiminde Çin’in stratejik önceliklerinin ön planda tutulacağına işaret ediyor.

Bahsi geçen projeler Pakistan, Tacikistan, Kazakistan ve Özbekistan’da yer alıyor. Bu ülkelerin tamamının Çin’in Yeni İpek Yolu olarak da bilinen “Bir Kuşak, Bir Yol” projesinin güzergahı üzerinde yer aldığı ilk bakışta dikkat çeken bir husus. Yine aynı zamanda bu ülkelerin tamamının Çin ve Rusya’nın başı çektiği Şanghay İşbirliği Örgütü’nün üyesi oldukları görülüyor (Pakistan’ın üyeliği geçen yılın Temmuz ayında onaylandı, prosedürlerin tamamlanmasıyla birlikte üyelik süreci sonuçlanmış olacak).

AIIB, Pakistan’ın Pencap eyaletinde yer alan 64 kilometre uzunluğundaki bir karayolu inşaatı için finansman sağlayacak. Projenin toplam değeri 300 milyon dolar ve AIIB bu tutarın yarısını karşılarken, diğer yarıyı da ADB finanse edecek. İmzalar geçtiğimiz hafta Frankfurt’ta yapılan ADB yıllık toplantılarında atıldı. ADB’nin Japon başkanı Takehiko Nakao’nun kendisine yöneltilen “projeye öncelik verilmesinin Çin’in Pakistan’la yakın ilişkilerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığına” yönelik sorulara “kolay hayata geçirilebilir bir proje olduğu için öne alındığı” şeklindeki cevabı ilgi çekiciydi. Ancak esas ilginç olan Çin’in başı çektiği AIIB’nin ilk projelerinden birisine Japonya’nın etkisinin ağırlıkta olduğu ADB ile birlikte giriyor olması.

AIIB, Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’yi ülkenin Özbekistan ile olan sınıra bağlayacak diğer bir karayolu projesinde Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD),  Kazakistan’ın Almatı kentindeki bir otoban projesi için de yine EBRD ve ayrıca Dünya Bankası ile ortak finansman sağlayacak. Geçtiğimiz ay AIIB ile Dünya Bankası arasında Washington’da imzalanan bir anlaşma ile bu iki kurum arasında işbirliği için gerekli zemin oluşturulmuş, anlaşmada yer alan Dünya Bankası’nın ortak projeleri “kendi politika ve standartlarına uygun bir şekilde hazırlayıp denetleyeceğine” yönelik maddeler ile başta ABD olmak üzere uluslararası kamuoyunda AIIB’nin kalkınma finansmanında küresel anlamda kabul edilmiş norm ve standartlara uygun davranmayacağına yönelik var olan endişeler kısmen de olsa giderilmişti.

Görülen o ki, Çin AIIB ile, tabir yerindeyse, bir taşla iki kuş vurmayı hedefliyor. AIIB üzerinden sağlanacak altyapı yatırım finansmanı, bir yandan Çin’in stratejik çıkarlarına ve “Bir Kuşak, Bir Yol” projesinin gelişimine hizmet edecek, diğer yandan da Dünya Bankası, ADB, EBRD gibi kurumlarla işbirliği yapılarak hem masraflar paylaşılmış olacak, hem de Çin dünyaya AIIB’nin rekabet değil işbirliği amacı taşıdığını gösterecek. Asya’nın önümüzdeki on yıl içerisinde 8 ile 10 trilyon dolar arasında bir altyapı yatırımına ihtiyacı olacağı tahmin ediliyor. Sonuç olarak AIIB’nin başarısını bu ihtiyacı ne ölçüde karşılayabildiği belirleyecek.

Print Friendly, PDF & Email
Bu yazı Ekonomi, Uluslararası İlişkiler kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.