Çin, Futbolda Ne Amaçlıyor?

“Çin” ile “futbol” yakın bir geçmişe kadar birbirlerinden oldukça uzak kavramlardı. Futbol ülkeleri deyince Avrupa ve Latin Amerika’nın devleri arasında Çin’in esamisi okunmazken, Çin’de spor deyince de basketbol, badminton, masa tenisi gibi sporların yanında futbol ancak arka sıralarda, o da insanların kendi ülkelerindeki futbol değil dünyanın büyük ligleri ve takımlarına duydukları ilgi nedeniyle gelirdi.

Bu durum şimdilerde değişiyor. Futbol küresel bir oyun; hatta bir oyunun çok ötesinde, kitleleri peşinden sürükleyen, toplumları birbirlerine yakınlaştıran bir olgu; büyük bir endüstri. Küresel düzenin yeni büyük gücü Çin’in de küresel oyun futbolda daha fazla söz sahibi olmak istemesi normal. Ancak Çin’in futbolda gelmiş olduğu noktayı değerlendirirken, gazete manşetlerinde yer alan transfer rakamların vs. büyüsüne kapılmamak, Çin’in amacının ne olduğunu iyi tahlil etmek ve Çin’in tüm varlıkları ve kaynaklarına rağmen halen bir futbol ülkesi olmaktan uzakta olduğunu görmek gerekiyor. Çin bir futbol paradoksu yaşıyor; ülkenin kamu ve özel sektör işbirliğinde futbola çok büyük yatırımları var, ancak gerçek bir futbol kültürü ülkede, en azından şimdilik, oluşmadığı gibi sahada sportif başarı da henüz ortada yok. Dilerseniz zamanda bir yolculuk yaparak yakın geçmişe dönelim ve Çin futbolunun yaşamakta olduğu paradoksu yakından bakalım.

Ocak 2017… İngiliz ekibi Chelsea’nın yıldız oyuncusu Oscar, Pudong Havalimanı’na iniyor. Yaklaşık 78 milyon dolarlık bir bonservis bedeli olan 25 yaşındaki Brezilyalı oyuncu, Shanghai SIPG takımının formasını giyecek. Çin yaşı ilerlemiş futbolcuların para için tercih ettikleri bir destinasyon olmakla eleştirilirdi, ancak görülen o ki artık genç ve formunun zirvesindeki oyuncular da Çin Ligi’ni tercih edebiliyor. Oscar, şu anda Çin Süper Ligi’nin en pahalı oyuncusu konumunda.

Biraz daha geriye gidelim; Haziran 2016… Çin’in en büyük ev eşyaları üreticisi Suning, İtalya’nın köklü kulüplerinden Inter Milan’ın çoğunluk hissesini alıyor. Yaklaşık yüzde 70’lik hisse için ödenen tutar 287 milyon dolar. Inter Milan, Çinli yatırımcıların eline geçen birçok Avrupa kulübünden birisi oluyor.

Görülen o ki, Çin elindeki devasa sermaye birimini artık futbol için de kullanıyor. Ancak bu noktada karşımıza başka bir gerçek daha çıkıyor. Yolculuğumuza devam edelim. Tarih 6 Ekim 2016… Yer Çin’in Xian kenti. Çin milli takımı, Dünya Kupası Asya elemelerinde Suriye ile karşılaşıyor. Savaş yaşayan Suriyelilerin bu maça gelebilmeleri bile belki de büyük bir olay. Çin gol atamıyor, maçın 53. dakikasında orta sahadan aldığı uzun topla kaleciyi geçen Suriyeli Mahmoud Al Mawas’ın kaydettiği gol ise maçın sonucunu belirliyor: Çin kendi sahasında Suriye’ye 1-0 mağlup. Bu sonuç belki de 15 Haziran 2013’te Çin’in yine kendi evinde Tayland’a 5-1 yenildiği ve Çinli futbolseverlerin “6/15 Katliamı” olarak hatırladıkları maç kadar travmatik değil, ama nihayetinde Çin milli takımı altı takımlı eleme grubunda en dibe demir atmış durumda ve 2018’de Rusya’da yapılacak olan Dünya Kupası’na katılma şansı kalmadı. Şu anda Çin, FIFA sıralamasında dünyada 77. sırada yer alıyor; başka bir deyişle Sierra Leone’nin hemen altında.

Futbol için yapılan tüm yatırımlara karşılık Çin milli takımı istenilen başarıya ulaşabilmiş değil. Belki de hiçbir ülkenin yapamadığı kadar futbola kaynak ayırılıyor, ancak ortada sportif başarı olmadığı gibi Çin bu açıdan çok gerilerde. Ortada böyle bir çelişki varken, Çin bu yatırımları neden yapıyor? Çin’in amacı nedir?

Xi’nin “futbol rüyası”

Çin’de futbolun profesyonelleşmesi ülkedeki genel reform ve dışa açılma hareketine paralel olarak 1990’ların ilk yıllarında başladı. 1992’de ulusal ligin hayata geçirilmesi kararı alındı ve Avrupa’daki sistemler örnek alınarak bir müsabaka formatı uygulamaya konuldu. Çin Ligi’nde ilk maç 27 Nisan 1994 tarihinde oynandı, takım ve oyuncu sayısı ilerleyen yıllarda arttı, sponsorluklar başladı ve futbol ülkedeki planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçiş sürecinin önemli bir ayağı haline geldi.

Ancak bu süreç içerisinde sahadaki oyunun kalitesini yükseltmek mümkün olmadı. Konuyla ilgili akademik çalışmaları olan Fan Hong ve Lu Zhouxiang’a göre bu durumun en büyük sebebi, futbolun doğrudan bir endüstriyel meta olarak ele alınması, sponsorların sadece ekonomik çıkarları için bu işe gitmeleri ve tüm bunlar olurken altyapıya ve çocuklar ile gençlerde futbolcu yetiştirmeye önem verilmeyişiydi.

Stadyumlar iyi kötü dolduysa da, futbol ruhunu geniş kitlelere yaymak bu dönemde mümkün olmadı. Birden bire aşırı endüstriyelleşme beraberinde yolsuzluk ve şikeyi getirdi, Çin’de futbol özellikle 1990’ların sonunda zor bir döneme girdi, sponsorlar kaçtı, tribündeki taraftar da futboldan soğudu.

2004’te yeniden başlayan futbolda reform süreci ve ligini adının Çin Süper Ligi (ÇSL) olarak değiştirilmesiyle birlikte bir yandan futbolun ticarileşmesinin daha sağlıklı bir şekilde devam ettirilmesi bir yandan da altyapıya önem verilerek sağlam bir zemin oluşturulması amaçlandı.

2008 yılında, o dönemde devlet başkan yardımcılığı görevinde bulunan Xi Jinping”in öncülüğünde “Ulusal Futbol Ligleri Kontrol, Etik ve Disiplin Komitesi’nin kurulması, Çin futbolu için önemli bir dönüm noktası oldu. Aynı yıl gerçekleştirilen Beijing Olimpiyatları tüm dünyanın ilgisini Çin üzerinde toplamış, tabir yerindeyse oyunlar Çin’in küresel bir güç olarak yükselişinin sembolü olmuş, ve Çin yönetimi “başat bir spor ülkesinden sporda bir dünya gücü haline gelmek” için çalışmaların başlatılmasını kararlaştırmıştı. Xi liderliğinde Çin bürokrasisinden farklı kuruluşları bir araya getiren bu komite Çin futbolundaki şike ve yolsuzluk gibi olumsuzluklarla mücadele için kurumsal bir yapı sağladı. Yine aynı dönemde hayata geçirilen “Futbol Reformu Öncü Grubu” adındaki bir çalışma grubu Xi ile Çin Futbol Federasyon arasında bir köprü oluşturarak reform sürecinin hızlanmasını sağladı. Bu dönemde amaç söz konusu grubun başkanlığını yapan Liu Yandong’un belirttiği gibi “Çin futbolunun profilini güçlendirmek suretiyle küresel bir spor gücünü inşa etmek” ve bu doğrultuda spor endüstrisinin sağlıklı gelişimini sağlamak, halkın manevi ve kültürel taleplerini karşılamak ve Çin’in yumuşak gücünü geliştirmek” olarak belirlendi. Bu hedeflere ulaşılabilmesi için kamu, özel sektörle işbirliği yapacak ve mümkün olduğunca özel sermaye futbola çekilecekti.

Kendisinin de bir futbol aşığı olduğu bilinen Xi Jinping, 2011 yılında Güney Kore’den gelen bir heyet ile yaptığı bir görüşme sırasında “futbol rüyasını” açıkladı: Çin, futbolda Dünya Kupası’na katılmalı, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmalı ve Dünya Kupası’nı kazanmalıydı.

Xi’nin rüyası, kendisi devlet başkanı olduktan sonra atılan adımlarla resmiyet kazanmaya başladı. Yapılan programları ve ortaya konulan hedefleri incelendiğinde ise ağırlığın altyapının geliştirilmesi, futbolun geniş kitlelere yayılması ve bir spor kültürü oluşturulmasına verildiği görülüyor.

Çin’de futbol altyapısının geliştirilmesi hedefi

Çin her ne kadar son dönemlerde futbol gündemine yapılan transferler ve Çinli şirketlerin yurtdışında yaptıkları kulüp alımlarıyla gündeme gelse de, Xi’nin ortaya koyduğu hedefler uzun vadeli bir yaklaşımı ve anlık başarılar yerine kalıcı ve sürdürülebilir bir gelişimi gerektiriyor. Bu nedenle 1990’larda ve 2000’lerin başında ihmal edilmiş altyapı konusu bugün ön planda yer alıyor.

Çin Genel Spor İdaresi’nin Ekim 2014’te yayınladığı plana göre, Çin’de 2025 yılına kadar 5 trilyon yuan’lik (yaklaşık 750 milyar Amerikan doları) bir spor endüstrisi oluşturulması amaçlanıyor. Bu kapsamda sağlık için spor anlayışının yaygınlaştırılmasından, spora yabancı yatırım girişinin kolaylaştırılmasına ve yeni tesislerin inşasına kadar bir çok hedef var.

Mart 2015’te Devlet Konseyi’nin yayınladığı “Çin Futbolu’nun Reformu ve Kalkındırılması için Genel Plan” ise futbol için yapılacakları detaylandırıyor. Bu planın ana başlıkları şöyle:

  1. Çin Futbol Federasyonu’nun yapısal anlamda reformu.
  2. Futbol kulüplerin kurulması ve idare edilmesinde profesyonellik.
  3. Futbol müsabaka sisteminin ve liglerinin geliştirilmesi ve mükemmelleş
  4. Okullarda futbolun yaygınlaştırılması.
  5. Sosyal futbola ağırlık verilerek futbolun kitleler nezdinde popüler hale getirilmesi.
  6. Futbol eğitiminde kalitenin artırılması.
  7. Milli takımlarda reform ve kalitenin artırılması.
  8. Yeni futbol tesislerinin inşası.
  9. Futbol yatırımlarının artırılabilmesi için yeni finans finansman kaynaklarının oluşturulması.
  10. Futbol reformu ve geliştirilmesinin sürdürülebilmesi için bakanlıklar arası bir mekanizma oluşturulması.

Bu kapsamlı plana ek olarak Nisan 2016’da Çin Futbol Federasyonu da kendi programını yayınladı. Bu programın da merkezinde altyapının geliştirilmesi yer alıyor. Çin’in Xi’nin talimatları doğrultusunda 2050 yılına kadar futbolda bir süper güç haline gelmesi hedefi doğrultusunda ilk planda 2020’ye kadar 50 milyon çocuk, genç ve yetişkinin aktif ve düzenli olarak futbol oynaması sağlanacak. Yine aynı yıla kadar Çin’de 20 bin futbol okulu ve 70 bin nizami futbol sahası olması temin edilecek; 2030’a kadar ise ülkedeki her 10 bin kişiye bir adet nizami futbol sahası düşmesi sağlanacak.

Çin milli takımının Dünya Kupası’nı kazanması isteniyorsa, bu şüphesiz ki bugünden başlayarak altyapıya yapılacak yatırımla olacak. Çin bugüne kadar bir kez Dünya Kupası’na iştirak etti; 2002’de Japonya ve Güney Kore’de yapılan turnuvada milli takımımızla aynı grupta yer aldı ve tüm maçlarını kaybedip tek bir gol bile atamadan elendi.

Ancak bu noktada bir hususa dikkat etmek gerekiyor. Burada bahsedilen “erkek” milli takımı. Halbuki yakın bir geçmişe kadar Çin’in çok başarılı bir “kadın” futbol milli takımı vardı. 1991’de kadınlar futbolda ilk Dünya Kupası, Çin’in Guangdong eyaletinde düzenlenmişti. Çin’de güçlü bir kadınlar ligi kuruldu. 1990’larda Çin kadın milli takımı, popüler isimleriyle “Demir Güller”, dünya futbolunda söz sahibiydi. 1996 Atlanta Olimpiyatları ve 1999 Dünya Kupası’nda final oynadılar, art arda dört defa Asya Kupası’nı kazandılar. Ancak daha sonra ilgi azaldı, yatırım kesildi, bir dönem FIFA sıralamasında beşinci sıraya kadar yükselmiş olan Çin milli takımı bugün 14. sıraya kadar geriledi. Buna rağmen kadın milli takımının durumu, erkek milli takımından çok daha iyi. O zaman neden, 2050’ye doğru hedefler erkek milli takımı üzerinden oluşturuluyor?

Futbol, Çin yönetimi için sadece bir amaç değil aynı zamanda bir araç. Çin bir dünya gücü haline gelişini 2008 Beijing Olimpiyatları ile taçlandırmıştı. Bu tür mega organizasyonlar şüphesiz ki bir yumuşak güç unsuru olarak bu amaca hizmet ediyor. Ancak organizasyonlar en fazla birkaç hafta sürüyor. Halbuki futbolda başarı, süreklilik arz eden bir yumuşak güç unsuru olabilir. Amaç “küresel ekonominin başat aktörü, siyasi ve askeri anlamda küresel dengelerde belirleyici olan Çin, aynı zamanda küresel spor futbolda da söz sahibi” diyebilmek. Bu da ancak popülerliği kadın futboluna göre çok daha fazla olan erkek futboluyla olabilir.

Milli takımın başarısı önemli, bunun için de öncelikle altyapı gerekiyor. Ancak yumuşak güç unsuru olarak futbola baktığımızda Çin’de güçlü bir ligin de olması gerekiyor. Böyle bir lig aynı zamanda altyapıdan gelecek olan gençlerin yetişmesi için de önemli.

Çin Süper Ligi, ne kadar süper?

2004’te kurulan ÇSL’nin halen devam etmekte olan 2017 sezonunda 16 takım yer alıyor ve bu takımlarda 83’ü yabancı olmak üzere toplam 508 oyuncu forma giyiyor. Ligin son şampiyonu Guangzhou Evergrande; en fazla şampiyonluk kazanan takım ise 8 şampiyonluk ile Dalian Shide. Kulüplerin sahipleri kimi durumlarda kamuya ait şirketler, kimi zaman özel şirketler, bazı durumlarda da kamu-özel sektör ortaklıkları şeklinde oluşuyor.

2017 Sezonu Çin Süper Ligi’ndeki Takımlar ve Sahipleri

KulüpSahibiSahibinin Sektörü
Beijing GuoanCITC GroupKamu yatırım şirketi
Changchun YataiJilin Yatai GroupGayrimenkul, kömürcülük, menkul kıymetler
Chongqing LifanLifan GroupOtomotiv, motosiklet, yedek parça
Guangzhou Evergrande TaobaoEvergrande Real Estate (%60) / Alibaba (%40)Gayrimenkul / Elektronik ticaret
Guangzhou R&FGuangzhou R&Fİnşaat
Hangzhou GreentownGreentown China Holdings Ltd.Gayrimenkul
Hebei CFFCChina Fortuneİnşaat
Henan JianyeJianye Residential GroupGayrimenkul
Jiangsu SuningSuningPerakende ticaret
Liaoning WhowinLiaoning Sport Technology College / Huludao HongyunKamu / gayrimenkul
Shandong Luneng TaishanLuneng GroupEnerji
Shanghai Greenland ShenhuaGreenland Groupİnşaat
Shanghai SIPGSIPGLiman işletmecisi
Shijiazhuang EverbrightHebei Everbright Real EstateGayrimenkul
Tianjin TedaTianjin Teda GroupKamu şirketi
Yanbian FundeYanbian Sports Bureau / Funder HoldingsKamu / sigortacılık
Kaynak: Nielsen Sports

 

Son yıllarda ÇSL’deki kulüplerin özellikle yabancı yıldız oyunculara büyük paralar ödeyerek transfer ettikleri gözlemleniyor. Türkiye’de Galatasaray’dan Beijing Guoan’a giden Burak Yılmaz ve Beşiktaş’tan Shanghai Shenhua’ya giden Demba Ba gündemde yer almıştı. Bu oyuncuların dışında transfer ücreti rekorları kıran isimler var. Yazının girişinde bahsettiğimiz Brezilyalı Oscar, Chelsea’dan SIPG’ye geçmişti. Diğer bir Brezilyalı, 29 yaşındaki Hulk, Zenith St. Petersburg’dan SIPG’ye 65 milyon dolara transfer oldu. Bir önceki yıl da yine Brezilyalı, 26 yaşındaki Alex Teixeira yaklaşık 60 milyon dolara Shaktar Donetsk’ten Jiangsu Suning’e geçti. Şu ana kadar en pahalı Çinli oyuncu ise geçtiğimiz sene Beijing Guoan’dan Hebei CFFC’ye 24 milyon dolara transfer olan Zhang Chengdong oldu.

Yüksek olan sadece bonservislere ödenen paralar değil; Çin’de futbolcu maaşları da yüksek. Sporting Intelligence firmasının bir araştırmasına göre Çin’de en yüksek maaşları ödeyen kulüp olan Shandong Luneng’de ortalama yıllık gelir 1,95 milyon dolar. Shandong, Avrupa’nin 5 Büyük Ligi’ndeki toplam 98 takımın 66’sında daha fazla maaş ödüyor. Bu arada İspanya Ligi’nde bu sezon 11 oyuncu yılda 10 milyon doların üzerinde ücret alırken, ÇSL’de de bu sayı aynı.

Çin kulüplerinin yabancı oyunculara ödedikleri astronomik rakamlar, dünya futbol çevrelerinde tepkiye karşılanıyor. Arsenal teknik direktörü Arsene Wenger’in şu sözleri dikkat çekici: “Evet, Avrupa ligleri Çinlilerin harcadıkları paralardan dolayı endişe duymalılar, çünkü öyle görünüyor ki Çin tüm oyunu kendi ülkesine taşıyabilecek maddi güce sahip. Bu bir ekonomik güç meselesidir ve o da onlarda var. Ama esas olan bu istekleri devam edecek mi? Unutmayalım ki Japonlar da birkaç yıl önce bunu yapmışlar, sonra yavaşlamışlardı.”

ÇSL kulüpleri transferlerinde hız kesecekler mi? Bu sorudan önce sorulması gereken başka bir soru var: Bu transferler Çin’e ne sağlıyor? Şüphesiz ki yıldız oyuncular kulüplerine başarı sağlıyorlar. Tribünlere seyirci de çekiyorlar. Takım arkadaşlarına katkıları oluyor ve Çinli gençleri bir anlamda rol model de olabiliyorlar, en azından bazıları. Ancak Xi’nin hedeflediği Dünya Kupası galibiyeti, yabancı oyuncularla gelmeyecek; alttan yetişecek Çinli gençlerle gelecek. Bu nedendendir ki, Çin Futbol Federasyonu, Mayıs 2017’de şöyle bir karar aldı: Kulüpler artık, yabancı oyuncuya ödedikleri bonservis ücretinin aynı tutarını federasyonun gelişim fonuna da yatıracaklar. Başka bir deyişle, kulüpler yabancı oyuncu transferinde artık yüzde 100’lük bir vergi muadili ile karşı karşıyalar. Diğer yandan her takım ilk on birinde kaç tane yabancı oyuncuya yer veriyorsa bir o kadar da kendi altyapısından 23 yaş altı oyuncuya da yer verecek. Başka bir deyişle, yabancı oyuncu isteyen ÇSL kulüpleri artık bunun karşılığında altyapıya da ağırlık vermek zorundalar.

Arsene Wenger’in sorduğu soru cevabını buluyor gibi. ÇSL’ye astronomik ücretlerle yabancı oyuncu transferi hız keseceğe benziyor. Alınan kararlar Çin’de altyapının gelişimine ne kadar katkıda bulunacak veyahut yabancıların azalması ya da ücretler düştüğü için gelen yabancıların daha alt kaliteden olması tribünleri nasıl etkileyecek, bunları zaman gösterecek.

Çin şirketlerinin Avrupa’da kulüp alımları

Astronomik rakamlar, sadece ÇSL’de değil, Çinli şirketlerin Avrupa’da kulüp satın almalarıyla da karşımıza çıkıyor. Büyük Çin şirketleri, özellikle Batı Avrupa kulüplerin tamamını ya da belirli bir hissesini alıyorlar, yahut futbolu bir sponsorluk ve pazarlama platformu olarak kullanıyorlar. Son iki yılda bu alımlar giderek artmış durumda. Son olarak İtalya’dan AC Milan ve Inter Milan’ın Çin kontrolüne geçmesi, Çinli yatırımcıların Aston Villa, Atletico Madrid ve Manchester City gibi köklü kulüplerde hisse almaları, Avrupa futbolunun çehresini değiştiren gelişmeler.

Çinli Firmalar Tarafından Satın Alınan Avrupa Kulüpleri

KulüpÜlkesiİşlem Tarihiİşlem TutarıAlan ŞirketAlınan hisse
Den HaagHollanda6/2014?United Vansen%100
Atletico Madridİtalya4/201548 milyon $Dalian Wanda%20
FC SochauxFransa7/20158 milyon $Ledus%100
Slavia PragÇek Cumhuriyeti9/2015?CEFC%60
SCD Espanyolİtalya11/2015160 milyon $Rastar%90
Manchester Cityİngiltere12/2015400 milyon $China Media Capital, CITIC%13
Aston Villaİngiltere5/201696 milyon $Recon Group%100
OCG NiceFransa6/201621 milyon $Plateno + ABD’li yatırımcılar%80
AJ AuxerreFransa6/201610 milyon $ORG Packaging%77
Inter Milanİtalya6/2016287 milyon $Suning%68,6
Wolverhampton Wanderersİngiltere7/201659 milyon $Fosun%100
Olympique LyonnaisFransa8/2016112 milyon $IDG Capital%20
West Bromwich Albionİngiltere8/2016250 milyon $Yunyi Guokai Sports Development%88
Birmingham Cityİngiltere10/201615 milyon $Trillion Trophy Asia%50,6
Granada CFİtalya1/201739 milyon $Jiang Lizhang%98
AC Milanİtalya4/2017786 milyon $Rossoneri%99,9
Southampton FCİngiltere8/2017270 milyon $Gao Jisheng%80
Kaynak: Yazar tarafından derlenmiştir

 

Çin şirketleri, Avrupa’daki kulüp satın almalarını bu coğrafyadaki stratejilerinin, uzun vadeli yatırım planlarının bir parçası olarak gerçekleştiriyorlar. Avrupa’da kulüp satın alan firmalar, en azından kısa vadede bu girişimlerden bir kar elde etmeyi ummasalar bile, Avrupa’daki varlıklarını ve marka değerlerini güçlendirebiliyorlar.

Yatırımcıların kurumsal amaçları, Çin hükümetinin futbolu küresel anlamda bir yumuşak güç unsuru olarak kullanmak yönünde şekillenen siyasi  amacına da uygun düşüyor. Satın alınan kulüpler, Çin’in küresel bir güç olarak imajını kuvvetlendiriyor. Ancak şüphesiz ki burada önemli olan satın almalara gerçekleştikten sonraki sürecin kulübün dokusunu bozmadan devam etmesi ve hem yatırımcıya, hem kulüp mensuplarına ve taraftarlara bir değer yaratabilmesi. Avrupa’da kulüplerin Çinli yatırımcıların eline geçmesinden sonra bu yaratımcıların oyuncu seçimi dahil her karar dahil olacakları, kulübün kültürüne aykırı durumlar oluşabileceği sıklıkla dile getirilen endişeler arasında yer alıyor. Bu endişelerin en yoğun yaşandığı yer belki de Hollanda oldu. Den Haag takımını satın alan Çinli yatırımcı, söz verdiği finansmanı getiremeyince taraftarlar nezdinde zor duruma düştü ve sonuçta olay yargıya taşındı.

Çinli yatırımcılar Avrupa futbol pazarına sadece kulüp satın almaları yoluyla girmiyorlar. Sponsorluk da son dönelerde sıklıkla kullanılan bir yöntem. 2015-2016 sezonunda Avrupa kulüplerine Çinli sponsorlardan tam 35 milyon dolarlık bir kaynak aktarımı gerçekleştirildi. Galatasaray’a forma reklamı vermiş olan telekomünikasyon şirketi Huawei burada başı çekiyor. Bahsi geçen dönemde Çinli firmaların ödediği toplam sponsorluk bedelinin yüzde 46’sı Huawei’nin kasasından çıkmış. Bu firmayı sırasıyla, finans şirketleri, bahsi firmaları ve spor malzemeleri üreten firmalar izliyor.

Avrupa’da kulüp alımları ve sponsorluklar yatırımcılara ve Çin’in küresel anlamda siyasi amaçlarına ve imajına katkı sağlayabilir. Peki, bu girişimler Çin futboluna, ya da Çin milli takımını Dünya Kupası şampiyonu yapma hedefine ne kadar hizmet ediyor? Bu soruya henüz olumlu ve somut cevap vermek için çok erken. Ancak iki koşul yerine getirilebilirse, Avrupa’daki bu açılım Çin futbolunun kalitesinin yükselmesini sağlayabilir.

İlk olarak Avrupa’nın sahip olduğu altyapıda futbol gelişimi tecrübesinin Çin’e aktarılması gerekiyor. Çinlilerin Avrupa’da satın aldıkları kulüplerin altyapı gelişiminde elde etmiş odlukları birikim ve deneyim Çin’e aktarılabilir, Çinli antrenörler ve oyuncular buralarda eğitimden geçebilir, söz konusu kulüp ve Çin arasında bu şekilde kalıcı bir bağ oluşturulabilirse Avrupa’daki faaliyetler Çin’de futbolun gelişimi üzerinde doğrudan etkili olabilir. Geçtiğimiz Temmuz ayında G20 Zirvesi nedeniyle Almanya’da bulunan Xi Jinping, Alman Başbakanı Angela Merkel ile birlikte Berlin’de Almanya ve Çin’den 12 yaş altı takımların yaptıkları maçları izlediler. Almanya ile altyapı alanında böyle bir ilişki tesis etmek Çin futboluna büyük katkılar sağlayacaktır. Maçlar sırasında Xi ile Merkel’e eşlik eden Alman Futbol Federasyonu Başkanı Reinhard Grindel’in sözleri bu işbirliğinin uluslararası ilişkiler açısından önemine de işaret eder nitelikteydi: “Angela Merkel ile Xi Jinping’in alakaları iki hükümetin kurduğumuz ortaklığa ne kadar bağlı olduklarını göstermektedir. Bu ortaklık sadece Çin futbolunun gelişmesine yaramayacak, Alman futbolu üzerinde de olumlu bir etki yaratacaktır. Ayrıca, futbol, Alman ve Çin halklarını saha dışında da birbirlerine yakınlaştıracaktır ve biz de bundan mutluluk duyacağız.”

İkinci olarak ise, Çin milli takımının başarılı oyuncularının bu kulüplerde ve genel olarak Avrupa’da oynamaları Çin futbolunu bir üst kademeye taşıyacaktır. Bu futbolcular hem Çin futbolunun bir nevi Avrupa’daki elçileri olacaklar, hem de Avrupa’da kazanacakları tecrübeyi ülkelerine taşıyacaklardır. Ne var ki, geçmişte az sayıda örneği olmuşsa da şu anda Çinli futbolcuların Avrupa’da ciddi bir varlıklarında söz etmek mümkün değil.

Futbol, şu anda Çin’deki en popüler spor değil. Bu unvan basketbola ait. Nielsen Sports’un bir araştırmasına göre kentlerden oturan Çinlilerin yüzde 31’i futbola ilgi duyduğunu beyan ederken, bu oran basketbol için yüzde 40, masa tenisi için yüzde 37, badminton için yüzde 46, yüzme için ise yüzde 34 seviyesinde. Ancak Çin’in nüfusu dikkate aldığında bu oran bile oldukça büyük, hatta dünyanın en büyük futbolsever tabanına işaret ediyor. Bu geniş taban tabii ki Çin’de futbolun gelişmesi için uygun bir zemin sağlıyor. Ancak bir yandan bu futbolseverlerin ilgisinin Avrupa futbolundan beslendiğini de belirtmek gerekiyor. Real Madrid, Inter Milan ve Bayern Münih gibi takımların Çin’de yüzer milyonun üzerinde taraftarı odluğu biliniyor ve bu takımları destekleyenlerin sayısı örneğin bir Beijing Guoan’ı ya da Shanghai SIPG’yi destekleyenlerden çok daha fazla.

Avrupa kulüpleri de tabanın oluşturduğu endüstriden pay almak için çaba gösteriyorlar. Bir çok Avrupa kulübü sezon öncesi hazırlık dönemlerinin bir kısmını Çin’de geçiriyorlar, Çin takımlarıyla ve birbirleriyle maçlar yapıyorlar, forma ve resmi ürün satıyorlar, maç geliri, yayın geliri elde ediyorlar. Beşiktaş da bu kervana katılan ilk Türk takımı oldu ve kısa da olsa 2017 yazında Çin’e bir sefer düzenleyerek burada bir hazırlık maçı oynadı.

Çin pazarından beklediklerini elde etmek için Avrupa kulüpleri burada sadece yazın birkaç gün değil 365 gün var olmayı amaçlıyorlar. Bu nedenle Çin’de ofise ve hatta futbol okulu açan kulüplerin sayısı giderek artıyor. Diğer yandan söz konusu kulüpler sosyal medyayı da etkin bir şekilde kullanarak Çinli taraftarlarıyla sürekli iletişim içerisinde kalıyorlar. Mailman danışmanlık şirketinin raporuna göre Manchester United. Kırmızı Şeytanları sırasıyla Bayern Münih ve Arsenal izliyor. Sadece Mancheter United’ın WeChat sosyal medya platformunda 8,8 milyon takipçisi var.

Sonuç

Çin, Xi Jinping’in “futbol hayali” doğrultusunda futbola yatırımlarına devam ediyor; 2050’ye kadar önce Dünya Kupası’na gitmeyi, sonra kupaya eve sahipliği yapmayı ve en sonunda da kupayı kazanmayı hedefliyor. Bunun için öncelikle altyapının geliştirilmesi gerekli; tesis anlamında altyapının, ancak esas olarak oyuncu altyapısının. Çin’de futbol yaygınlaştıkça, okullarda daha çok oynandıkça ve kulüplerin sayısı arttıkça başarı da artacaktır. Ancak şunu da unutmamak gerekiyor ki Çinli futbolseverlerin ilgi gösterdikleri İspanya, İtalya ve Almanya gibi ülkelerde futbol bugünkü seviyesine bu kültürün on yıllar boyunca ilmek ilmek dokunmasıyla geldi. Bu nedenle Çin’den kısa sürede büyük başarıla beklemek gerçekçi değil. Çin’e yıldız futbolcu transferi, gelen futbolcuların Çin futboluna ve genç Çinli futbolcu adaylarına sağladıkları katkı ölçeğinde devam edecek. Çinli firmaların Avrupa’da futbol kulübü satın almalarında ise bir sonraki adım olarak bu kulüpler ile Çin arasında altyapı işbirliği alanında köprüler kurulmasını ve yetişen Çinli futbolcuların Avrupa’ya gelip bu kulüplerde oynamasını beklemek gerekiyor.

Çin milli takımı bugün pek ümit veren bir durumda değil. Açıkçası öngörülebilir gelecekte bu takımın Dünya Kupası’nı havaya kaldırması pek olası görünmese de yapılan tüm bu çalışmalar ve yatırımlar sayesinde Çin futbolunda önemli bir gelişme kaydedilecektir. Bunun yolu da Çin’e süper yıldızları transfer etmekten değil, her Çinli çocuğun, erkek veya kız, eline birer futbol topu, ayağına bir çift futbol ayakkabısı vermek ve köyüne ya da semtine bir futbol sahası getirmekten geçiyor.

(Bu yazı ilk olarak Modern İpek Yolu dergisinin Ekim 2017 sayısında yayınlanmıştır.)

 

Print Friendly, PDF & Email
Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.