Çin Dış Politikasının Kalbinde

Çin dünyanın büyük güçlerinden birisi. Pekin’de alınan kararlar tüm dünyayı yakından ilgilendiriyor ve Çin’in politikaları küresel sistemin şekillenmesinde belirleyici oluyor. Pekin, artık dünyada gücün belli başlı merkezlerinden bir tanesi ve ben de bu gücün havasını soluma, koridorlarında yürüme fırsatını buldum. Çin Kamu Diplomasisi Derneği’nin davetlisi olarak bu ülkede bulunan Türk heyeti ile birlikte Dışişleri Bakanlığı’nı ziyaret ettik; hem bakanlık sözcüsünün basın toplantısına katıldık, hem de Ortadoğu masasının yetkilileri ile görüştük.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüleri her gün bir basın toplantısı gerçekleştiriyor ve yerli, yabancı basının gündemle ilgili sorularını yanıtlıyorlar. Bu toplantıların dökümü bakanlığın web sitesinde de yayınlanıyor. Bizim katıldığımız toplantıda sözcü Lu Kang, kendisine yöneltilen ABD ile yapılması muhtemel ticaret anlaşması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kuzey Kore ile ilgili açıklamaları, Çin-Avustralya ilişkileri, Venezuela’daki seçimler ve Dünya Sağlık Örgütü ile ilgili soruları yanıtladı.

Basın toplantısından sonra bakanlığın Batı Asya ve Kuzey Afrika İşleri Departmanı’ndan sorumlu müsteşar ve yetkililerle görüştük. Öncelikle şunu belirtelim Çin’de “Ortadoğu” tabiri yerine “Batı Asya” kullanılıyor, ki bence Batı’yı referans noktası olarak alan ve Batı’nın sömürgeciliğinin izlerini taşıyan “Ortadoğu” yerine coğrafi konumu ön plana çıkartan “Batı Asya”nın kullanılması daha isabetli bir tercih; özellikle de Ortadoğu olarak tanımladığımız bölgenin Çin’in doğusunda değil batısında yer aldığı düşünülürse… Görüşmede bakanlık yetkilileri, Çin’in reform sürecinin ve dışa açılımının kırıkıncı yılında gelinmiş olan noktayı anlattılar ve bugüne değin elde edilen kazanımlar ile yoksullukla mücadele gibi henüz daha yol kat edilmesi gereken alanları değerlendirdiler. Ben müsteşara iki soru yönelttim. İlki “Made in China 2025” projesi ve bu projenin yaratabileceği Türkiye ile Çin arasındaki olası işbirliği alanları ile ilgiliydi. Müsteşar, sürekli olarak güncellenmekte olan “Made in China 2025” ile artık Çin’in ekonomide nicelikten çok niteliğe önem verdiğini, bunun teknoloji açısından dışa bağımlı kalmamak ve “kendi kaderimizi kendi elimizde tutmak” açısından önemli olduğunu açıkladı. Türkiye ile Çin arasında hali hazırda teknoloji alanında işbirliği olduğuna dikkat çeken müsteşar buna rağmen iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin halen geleneksel bir yapıya sahip olduğunu, ancak bununla birlikte başta demiryolları olmak üzere birçok alanda Çin’in Türkiye ile işbirliğini artırabileceğini ifade etti. İkinci sorum ise Suriye’ye ve bu ülkede savaş sonrası dönemde yeniden inşa ve yapılanma sürecinde Çin ile Türkiye’nin oynayabileceği yollara yönelikti. Bu konunun sadece Suriye’ye yönelik olmadığını ve sahada birçok aktörün ve karmaşık bir durumun olduğunu vurgulayan müsteşar, öncelikli siyasi bir çözüme ulaşılması gerektiğinin ve bunun için de uluslararası toplumun daha fazla çaba göstermesine ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Siyasi çözüme ulaşıldıktan sonra Suriye’nin yeniden inşa sürecinde Çin, Türkiye ile işbirliği yapmaya açık.

Çin Dışişleri Bakanlığı’nda geçirdiğimiz birkaç saat, dünyayı etkileyen ve şekillendiren kararların alındığı koridorlarda yürümek önemli bir deneyimdi.

Print Friendly, PDF & Email
Bu yazı Türkiye ve Asya kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.