"Genel" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

rio-image
31. Yaz Olimpiyat Oyunları, 5-21 Ağustos 2016 tarihlerinde Rio de Janeiro’da 205 ülkeden yaklaşık 12 bin 500 sporcunun katılımıyla gerçekleştirilecek. Ev sahibi Brezilya’yı zorlu bir sınav bekliyor. Derin bir siyasi istikrarsızlık ile ekonomik durgunluk yaşamakta olan Brezilya, Olimpiyatları başarılı bir şekilde hayata geçirirse uluslararası toplum nezdinde imajını güçlendirecek ve kendi krizlerinin üstesinden gelebilmek adına önemli bir avantaj sağlamış olacak. Organizasyonun olası bir başarısızlığı ise Brezilya’nın sorunlarının daha da derinleşmesi ihtimalini barındırıyor.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından 2016 Oyunları’na Rio’nun ev sahipliği yapacağının açıklandığı 2009 yılında, Brezilya bugünkünden çok farklı bir konumdaydı. Yaşanmakta olan küresel krizden asgari ölçüde etkilenen ülke, açık denizlerde bulduğu yeni enerji kaynakları sayesinde ekonomik anlamda yeni bir ivme kazanmıştı. Dönemin devlet başkanı Lula da Silva, gerek ülke içerisinde gerekse dışarıda destek buluyor, ekonomi ise yüzde 3,5-4 aralığında istikrarlı büyüyor, hatta 2010’daki gibi yüzde 7’ye varan büyüme oranları söz konusu oluyordu. Brezilya, BRICS’in yıldızı parlayan üyesiydi. 1964’te Japonya, 1988’de Güney Kore, 2008’de ise Çin ekonomik yükselişlerini nasıl Olimpiyatlara ev sahipliği yaparak taçlandırmışsa, Brezilya da aynısını 2016’da yapacaktı.

Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Kamu petrol şirketi Petrobras’ta başlayan bir yolsuzluk skandalı devletin en üst kademelerine yayılarak giderek derinleşen bir siyasi kriz hâline dönüştü ve bu kriz Lula’nın halefi Dilma Rousseff’in senato tarafından azledilmesine yol açtı. Diğer yandan petrol, soya fasulyesi ve demir cevheri gibi Brezilya’nın ihracatını yaptığı emtia kalemlerinde küresel fiyatların sert bir şekilde düşmesi, Brezilya ekonomisini büyük bir zorluğa soktu; siyasi kriz nedeniyle gerekli önlemlerin yeterince alınamaması ise ekonomik durgunluğu derinleştirdi. 2015 yılında Brezilya ekonomisi yüzde 3,8 küçüldü; borçlar ve işsizlik giderek artarken Brezilya ekonomisinin kredibilitesi de azalmaya başladı.

Rio’ya giden zorlu yol

Brezilya, Rio Olimpiyatları’na bu şartlar altında hazırlandı ve her ne kadar oyunların başlamasına sayılı günler kala hâlâ tamamlanmamış tesisler, açılmamış metro hatları ve ciddi endişeler olsa da Brezilya hükümeti oyunlardan güçlenerek çıkmayı hedefliyor. Bunun için de oyunların ekonomik olarak Rio ve Brezilya’ya katkı sağlaması ve organizasyonun da başarıyla, ülkenin son yıllarda örselenen imajını düzeltecek şekilde hayata geçirilmesi gerekiyor. Ancak her iki alanda da Brezilya’nın karşı karşıya olduğu tehditler var.

Ekonomisi küçülmekte olan bir ülkenin Olimpiyat düzenlemesi oldukça zor bir iş. Oxford Üniversitesi tarafından yayınlanan bir rapora göre Rio Olimpiyatları’nın toplam maliyeti 4,6 milyar dolar. 1960’dan bugüne düzenlenen tüm olimpiyatların günümüz fiyatlarıyla ortalama maliyeti ise Yaz Olimpiyatları için 5,2 milyar dolarken Kış Olimpiyatları için 3,1 milyar dolar. Başka bir deyişle Rio, gerek Yaz Olimpiyatları’nın ortalamasına, gerekse maliyeti 15 milyar doları bulan Londra 2012 Yaz Olimpiyatları ve 21 milyar dolarlık Soçi 2014 Kış Olimpiyatları gibi gösterişli organizasyonlara göre daha ekonomik bir organizasyon olacak. Buna rağmen, Brezilya’nın bütçeyi denkleştirmekte büyük zorluklar çektiğini not düşmekte fayda var. Son olarak Brezilya Ulusal Kalkınma Bankası, Rio şehir merkezini Olimpiyat Parkı’na bağlayacak metro hattı için yerel yönetime açılan kredinin 280 milyon dolarlık dilimini, önceki geri ödemelerde sorunlar yaşandığı için serbest bırakmayı reddetti. Rio Valisi Francisco Dornelles, Haziran ayında, başka bir deyişle oyunların başlamasına iki aydan az bir süre kala “mali bir facianın” eşiğinde oldukları şeklinde oldukça sert bir açıklama yaptı. Buna karşılık olarak gelen Devlet Başkan Vekili Michel Temer’in yerel yönetimlerin borçlarının yıl sonuna kadar erteleneceğine yönelik açıklaması ise günü kurtardı.

Uzun vadeli getiriler

Maliyetler güçlükle karşılanırken, Brezilyalılar oyunların ekonomik getirisini mümkün olduğunca yüksek tutmayı hedefliyorlar. Bu ise ancak uzun vadede ve doğru politikaların etkin olarak hayata geçirilmesiyle mümkün olabilir. Olimpiyat organizasyonlarında doğrudan gelirler (bilet ve ürün satışları gibi), toplam maliyetin ancak yüzde 20-25’ini karşılayabiliyor. Sponsorluk ve televizyon yayın hakları gibi yüksek tutarlı diğer gelirlerde ise IOC, yüzde 70’e varan bir kısmı kendisine ayırıyor, ev sahibine pastanın ancak küçük dilimi kalıyor. Dolayısıyla oyunlar sayesinde artacak olan turizm gelirleri gibi dolaylı gelirler Rio için önem taşıyor, ancak bu noktada da Brezilya’nın Avrupa’ya coğrafi olarak uzaklığı ve ülkede salgına yol açan Zika virüsünün yarattığı sağlık endişeleri olumsuz bir durum oluşturuyor. Yurt dışından gelecek izleyici sayısı isteneni veremez, ekonomik krizin etkisi nedeniyle bilet fiyatlarını karşılayamayan ve önemli bir kesimi de kentin acil ihtiyaçları varken kaynakların Olimpiyatlar için kullanılmasına tepki gösteren yerel halk da müsabakalara yeterince ilgi göstermezse organizatörler zor durumda kalabilir.

Uzun vadede oyunlardan ekonomik getiri sağlanabilmesi için öncelikle oyunlar için inşa edilen tesislerin ve altyapının oyunlar sonrasında da sosyal yapıya, topluma ve yerel ekonomiye katkı sağlayacak şekilde kullanılabilmesi gerekiyor. Yapılan konutların, metro hatlarının ve diğer toplu taşıma altyapısının, oyunlardan sonra da kentin ekonomisine ve toplumsal hayata değer sağlaması ve benzer şekilde oyunlar için inşa edilen spor tesislerinin de oyunlardan sonra sportif müsabakalar için işler hâlde kalması ya da bu mümkün değilse farklı amaçlara yönelik kullanılabilmeleri için gerekli düzenlemelerin yapılması bu kapsamda önem kazanıyor. Diğer yandan oyunlar sırasında Rio’ya sponsor, hizmet tedarikçisi veya herhangi başka bir rolle gelen yabancı ve çok uluslu şirketlerin Brezilya’da iş yapmaya devam etmelerinin sağlanması, Olimpiyatların uzun vadede ekonomik katkılarından birisi olacak.

Sağlık ve güvenlik endişeleri

Oyunların iki haftalık süre içerisinde başarıyla ve mümkün olduğunca sorunsuz bir şekilde icra edilmesi Brezilya açısından hayati önem taşıyor. Ülke iki yıl önce Futbol Dünya Kupası’na ev sahipliği yaptı ve tüm sorunlara rağmen Olimpiyatların da altından kalkabilecek kapasiteye sahip. Ancak iki konu bu anlamda tehdit oluşturuyor: sağlık koşulları ve güvenlik. Zika virüsü, bazı sporcuların katılımlarını iptal etmelerine yol açtı ve ülkeyi ziyaret edecek sporseverler açısından da ciddi bir endişe yaratıyor. Ancak sağlık ile ilgili tehdit sadece Zika’dan kaynaklanmıyor; esas olarak çevre kirliliği en büyük sorunu oluşturuyor. Her gün Rio’nun kanallarından binlerce litre atık su okyanusa dökülüyor ve bunun ancak üçte ikisi işlemden geçiriliyor. Sonuç olarak tüm çabalara rağmen kentin sahilleri ciddi bir kirlilik içerisinde. Örneğin, yelken yarışlarının yapılacağı Guanabara Körfezi’ndeki kirlilik alarm verici seviyelerde.

Oyunlar sırasında güvenliğin sağlanması için 88 bin asker, polis ve sivil güvenlik görevlisi istihdam edildi ve oyunların başlamasına üç hafta kala federal hükümet ekonomik darboğaza rağmen silahlı kuvvetlere oyunlar için 24 milyon dolarlık bir ek kaynak aktardı. Buna karşılık kentte suç oranının yüksek seyretmesi, Copacabana Plajı’na ceset parçalarının vurması, Haziran ayında ön hazırlıklar için kentte bulunan Avustralyalı sporcuların saldırıya uğramaları ve Brezilyalı yıldız futbolcu Rivaldo’nun güvenli olmadığı için turistlere Rio’ya gelmemeleri yönünde uyarıda bulunması, bu konunun oyunlar boyunca gündemde kalacağını gösteriyor.

Her şeye rağmen iki hafta boyunca tüm dünyanın gözü Rio’da olacak ve sporun büyüsü, bugün terörden, savaştan, şiddetten bunalmış olan insanlığın kısa süreliğine de olsa bir nefes almasını sağlayacak. Bu nedenle Brezilya’nın oyunları başarıyla gerçekleştirmesi, sadece bu ülkenin geleceği açısından değil tüm dünya için önem taşıyor.

Print Friendly

2016

Print Friendly

Mutlu yıllar!

santa

Print Friendly

Çokca ziyaret, biraz da ticaret için bir haftalığına Hong Kong’a geldim. En son 2005 yılında bu ülkeyi, daha doğrusu şehir devleti, ya da en doğrusu Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı özel idari bölgeyi ziyaret etmiştim. O zamandan bu yana büyümeye devam etmiş, tabii ki dikey olarak. Nüfusu 7 milyonun üzerinde olan Hong Kong, yaklaşık 1,100 kilometrekarelik bir alana (ki bunun da büyük bir kısmı dağlık olduğu için iskana uygun değil) sığmaya çalışıyor. Bu kadar nüfusun yanı sıra Hong Kong’un dünyanın en serbest ekonomisine sahip, küresel bir finans ve iş merkezi de olduğunu düşünürsek, tüm bu insanları ve ekonomik aktiviteyi sığdırmak için giderek kat sayısı ve yüksekliği artan binalar yapmak; enlemesine genişleyecek yer kalmadığı için dikey olarak büyümek gerekiyor. “Gökdelen” kavramını 14 kat ve üzerinde binalar olarak tanımlarsak, bunlardan Hong Kong’da 8,000 tane var; başka bir deyişle en yakın rakibi New York’un iki katı kadar.

Yer azaldıkça gayrımenkul fiyatları da artıyor. 2009 yılından bu yana Hong Kong’da ev fiyatlarının iki katına çıktığı ifade ediliyor. Dünyada kiraların en yüksek olduğu yer de Hong Kong. Uluslararası bir danışmanlık firmasının verilerine göre Hong Kong, Londra ve New York’u geçerek bir ev tutmanın ya da ofis alanı kiralamanın en maliyetli olduğu yer konumuna gelmiş durumda. Hong Kong’da üç oda bir salon evlerin ortalama kirası ayda 11,800 dolar. Diğer yandan Hong Kong’un merkezindeki Causeway Bay semti, New York’taki meşhur Fifth Avenue’yu geçerek işyeri kiraları açısından dünyanın en pahalı alışveriş caddesi olmuş.

Bununla birlikte Hong Kong’da yeşil alan da bol miktarda mevcut. Şehrin dağlık bir araziye kurulmuş olması nedeniyle birçok yerde inşaat yapmak söz konusu olamıyor. Sonuç olarak Hong Kong dar alanlara sıkıştırılmış gökdelenler ile yeşil tepelerin içiçe geçtiği bir yer olarak karşımıza çıkıyor.

hk1

Sana dün bir tepeden baktım Hong Kong... Foto: Anna Maria Beylunioğlu

Sana dün bir tepeden baktım Hong Kong… Foto: Anna Maria Beylunioğlu

Print Friendly

santas

Print Friendly