"BRICS" ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

BRICS Zirvesi

Bugün CRI Türk (China Radio International) canlı yayınında değerli Kamil Erdoğdu ile Xiamen’de yapılacak olan BRICS zirvesini değerlendirdik. Yayınının özeti CRI Türk web sitesinde ve aşağıda yer alıyor.

Atlı, BRICS Zirvesini CRI TÜRK’e Değerlendirdi

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları Programı uzmanı Altay Atlı, 3 ve 5 Eylül’de Çin’in Xiamen kentinde toplanacak; Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS zirvesini değerlendirdi.

Büyük ve kalkınmakta olan ülkelerden oluşan BRICS içindeki ülkelerin çok fazla ortak paydası olmadığı gibi, bazı ülkeler arasında da büyük bir rekabet olduğunu belirten Atlı, BRICS’in dünyada Batıya alternatif bir güç odağı olarak hareket etmesi konusunda bir takım soru işaretleri olduğunu dile getirdi.

Altay Atlı, aralarında sorun varken liderleri bir araya getiriyor oluşuyla çok önemli bir platform olmasına rağmen, Avrupa Birliği gibi bağlayıcı, kurumsal bir yapıya sahip olmayan BRICS’in bir diyalog platformu olduğunu vurguladı.

CRI TÜRK’te Kâmil Erdoğdu’nun hazırlayıp sunduğu Manşet programında Atlı, Xiamen’de yapılacak zirvenin en önemli konusunun; Çin ile Hindistan arasındaki çatışma ortamı olduğunu söyledi.

Shanghai işbirliği örgütü ve BRICS düşünüldüğünde, Çin ve Rusya’nın ön plana çıkan ülkeler olduğunu ama Brezilya’nın da yaşadığı ekonomik ve politik sıkıntılarla gündeme geleceğini belirten Atlı, en dikkat çekici ülkenin Hindistan olduğunu, çünkü ekonomisindeki hızlı bir büyüme oranının Çin’le eşit ancak nüfusunun Çin’den daha hızlı artmakta olduğu için birkaç sene içinde, Hindistan’ın dünyanın en kalabalık ülkesi olarak Çin’i geçeceğinin üzerinde durdu.

rio-image
31. Yaz Olimpiyat Oyunları, 5-21 Ağustos 2016 tarihlerinde Rio de Janeiro’da 205 ülkeden yaklaşık 12 bin 500 sporcunun katılımıyla gerçekleştirilecek. Ev sahibi Brezilya’yı zorlu bir sınav bekliyor. Derin bir siyasi istikrarsızlık ile ekonomik durgunluk yaşamakta olan Brezilya, Olimpiyatları başarılı bir şekilde hayata geçirirse uluslararası toplum nezdinde imajını güçlendirecek ve kendi krizlerinin üstesinden gelebilmek adına önemli bir avantaj sağlamış olacak. Organizasyonun olası bir başarısızlığı ise Brezilya’nın sorunlarının daha da derinleşmesi ihtimalini barındırıyor.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından 2016 Oyunları’na Rio’nun ev sahipliği yapacağının açıklandığı 2009 yılında, Brezilya bugünkünden çok farklı bir konumdaydı. Yaşanmakta olan küresel krizden asgari ölçüde etkilenen ülke, açık denizlerde bulduğu yeni enerji kaynakları sayesinde ekonomik anlamda yeni bir ivme kazanmıştı. Dönemin devlet başkanı Lula da Silva, gerek ülke içerisinde gerekse dışarıda destek buluyor, ekonomi ise yüzde 3,5-4 aralığında istikrarlı büyüyor, hatta 2010’daki gibi yüzde 7’ye varan büyüme oranları söz konusu oluyordu. Brezilya, BRICS’in yıldızı parlayan üyesiydi. 1964’te Japonya, 1988’de Güney Kore, 2008’de ise Çin ekonomik yükselişlerini nasıl Olimpiyatlara ev sahipliği yaparak taçlandırmışsa, Brezilya da aynısını 2016’da yapacaktı.

Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Kamu petrol şirketi Petrobras’ta başlayan bir yolsuzluk skandalı devletin en üst kademelerine yayılarak giderek derinleşen bir siyasi kriz hâline dönüştü ve bu kriz Lula’nın halefi Dilma Rousseff’in senato tarafından azledilmesine yol açtı. Diğer yandan petrol, soya fasulyesi ve demir cevheri gibi Brezilya’nın ihracatını yaptığı emtia kalemlerinde küresel fiyatların sert bir şekilde düşmesi, Brezilya ekonomisini büyük bir zorluğa soktu; siyasi kriz nedeniyle gerekli önlemlerin yeterince alınamaması ise ekonomik durgunluğu derinleştirdi. 2015 yılında Brezilya ekonomisi yüzde 3,8 küçüldü; borçlar ve işsizlik giderek artarken Brezilya ekonomisinin kredibilitesi de azalmaya başladı.

Rio’ya giden zorlu yol

Brezilya, Rio Olimpiyatları’na bu şartlar altında hazırlandı ve her ne kadar oyunların başlamasına sayılı günler kala hâlâ tamamlanmamış tesisler, açılmamış metro hatları ve ciddi endişeler olsa da Brezilya hükümeti oyunlardan güçlenerek çıkmayı hedefliyor. Bunun için de oyunların ekonomik olarak Rio ve Brezilya’ya katkı sağlaması ve organizasyonun da başarıyla, ülkenin son yıllarda örselenen imajını düzeltecek şekilde hayata geçirilmesi gerekiyor. Ancak her iki alanda da Brezilya’nın karşı karşıya olduğu tehditler var.

Ekonomisi küçülmekte olan bir ülkenin Olimpiyat düzenlemesi oldukça zor bir iş. Oxford Üniversitesi tarafından yayınlanan bir rapora göre Rio Olimpiyatları’nın toplam maliyeti 4,6 milyar dolar. 1960’dan bugüne düzenlenen tüm olimpiyatların günümüz fiyatlarıyla ortalama maliyeti ise Yaz Olimpiyatları için 5,2 milyar dolarken Kış Olimpiyatları için 3,1 milyar dolar. Başka bir deyişle Rio, gerek Yaz Olimpiyatları’nın ortalamasına, gerekse maliyeti 15 milyar doları bulan Londra 2012 Yaz Olimpiyatları ve 21 milyar dolarlık Soçi 2014 Kış Olimpiyatları gibi gösterişli organizasyonlara göre daha ekonomik bir organizasyon olacak. Buna rağmen, Brezilya’nın bütçeyi denkleştirmekte büyük zorluklar çektiğini not düşmekte fayda var. Son olarak Brezilya Ulusal Kalkınma Bankası, Rio şehir merkezini Olimpiyat Parkı’na bağlayacak metro hattı için yerel yönetime açılan kredinin 280 milyon dolarlık dilimini, önceki geri ödemelerde sorunlar yaşandığı için serbest bırakmayı reddetti. Rio Valisi Francisco Dornelles, Haziran ayında, başka bir deyişle oyunların başlamasına iki aydan az bir süre kala “mali bir facianın” eşiğinde oldukları şeklinde oldukça sert bir açıklama yaptı. Buna karşılık olarak gelen Devlet Başkan Vekili Michel Temer’in yerel yönetimlerin borçlarının yıl sonuna kadar erteleneceğine yönelik açıklaması ise günü kurtardı.

Uzun vadeli getiriler

Maliyetler güçlükle karşılanırken, Brezilyalılar oyunların ekonomik getirisini mümkün olduğunca yüksek tutmayı hedefliyorlar. Bu ise ancak uzun vadede ve doğru politikaların etkin olarak hayata geçirilmesiyle mümkün olabilir. Olimpiyat organizasyonlarında doğrudan gelirler (bilet ve ürün satışları gibi), toplam maliyetin ancak yüzde 20-25’ini karşılayabiliyor. Sponsorluk ve televizyon yayın hakları gibi yüksek tutarlı diğer gelirlerde ise IOC, yüzde 70’e varan bir kısmı kendisine ayırıyor, ev sahibine pastanın ancak küçük dilimi kalıyor. Dolayısıyla oyunlar sayesinde artacak olan turizm gelirleri gibi dolaylı gelirler Rio için önem taşıyor, ancak bu noktada da Brezilya’nın Avrupa’ya coğrafi olarak uzaklığı ve ülkede salgına yol açan Zika virüsünün yarattığı sağlık endişeleri olumsuz bir durum oluşturuyor. Yurt dışından gelecek izleyici sayısı isteneni veremez, ekonomik krizin etkisi nedeniyle bilet fiyatlarını karşılayamayan ve önemli bir kesimi de kentin acil ihtiyaçları varken kaynakların Olimpiyatlar için kullanılmasına tepki gösteren yerel halk da müsabakalara yeterince ilgi göstermezse organizatörler zor durumda kalabilir.

Uzun vadede oyunlardan ekonomik getiri sağlanabilmesi için öncelikle oyunlar için inşa edilen tesislerin ve altyapının oyunlar sonrasında da sosyal yapıya, topluma ve yerel ekonomiye katkı sağlayacak şekilde kullanılabilmesi gerekiyor. Yapılan konutların, metro hatlarının ve diğer toplu taşıma altyapısının, oyunlardan sonra da kentin ekonomisine ve toplumsal hayata değer sağlaması ve benzer şekilde oyunlar için inşa edilen spor tesislerinin de oyunlardan sonra sportif müsabakalar için işler hâlde kalması ya da bu mümkün değilse farklı amaçlara yönelik kullanılabilmeleri için gerekli düzenlemelerin yapılması bu kapsamda önem kazanıyor. Diğer yandan oyunlar sırasında Rio’ya sponsor, hizmet tedarikçisi veya herhangi başka bir rolle gelen yabancı ve çok uluslu şirketlerin Brezilya’da iş yapmaya devam etmelerinin sağlanması, Olimpiyatların uzun vadede ekonomik katkılarından birisi olacak.

Sağlık ve güvenlik endişeleri

Oyunların iki haftalık süre içerisinde başarıyla ve mümkün olduğunca sorunsuz bir şekilde icra edilmesi Brezilya açısından hayati önem taşıyor. Ülke iki yıl önce Futbol Dünya Kupası’na ev sahipliği yaptı ve tüm sorunlara rağmen Olimpiyatların da altından kalkabilecek kapasiteye sahip. Ancak iki konu bu anlamda tehdit oluşturuyor: sağlık koşulları ve güvenlik. Zika virüsü, bazı sporcuların katılımlarını iptal etmelerine yol açtı ve ülkeyi ziyaret edecek sporseverler açısından da ciddi bir endişe yaratıyor. Ancak sağlık ile ilgili tehdit sadece Zika’dan kaynaklanmıyor; esas olarak çevre kirliliği en büyük sorunu oluşturuyor. Her gün Rio’nun kanallarından binlerce litre atık su okyanusa dökülüyor ve bunun ancak üçte ikisi işlemden geçiriliyor. Sonuç olarak tüm çabalara rağmen kentin sahilleri ciddi bir kirlilik içerisinde. Örneğin, yelken yarışlarının yapılacağı Guanabara Körfezi’ndeki kirlilik alarm verici seviyelerde.

Oyunlar sırasında güvenliğin sağlanması için 88 bin asker, polis ve sivil güvenlik görevlisi istihdam edildi ve oyunların başlamasına üç hafta kala federal hükümet ekonomik darboğaza rağmen silahlı kuvvetlere oyunlar için 24 milyon dolarlık bir ek kaynak aktardı. Buna karşılık kentte suç oranının yüksek seyretmesi, Copacabana Plajı’na ceset parçalarının vurması, Haziran ayında ön hazırlıklar için kentte bulunan Avustralyalı sporcuların saldırıya uğramaları ve Brezilyalı yıldız futbolcu Rivaldo’nun güvenli olmadığı için turistlere Rio’ya gelmemeleri yönünde uyarıda bulunması, bu konunun oyunlar boyunca gündemde kalacağını gösteriyor.

Her şeye rağmen iki hafta boyunca tüm dünyanın gözü Rio’da olacak ve sporun büyüsü, bugün terörden, savaştan, şiddetten bunalmış olan insanlığın kısa süreliğine de olsa bir nefes almasını sağlayacak. Bu nedenle Brezilya’nın oyunları başarıyla gerçekleştirmesi, sadece bu ülkenin geleceği açısından değil tüm dünya için önem taşıyor.

Küresel düzenin yükselen gücü BRICS ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika), altıncı zirvelerini Brezilya’nın Fortaleza kentinde gerçekleştirdiler. BRICS kurumsal bir yapıya sahip çok taraflı bir örgüt değil; en azından şu aşamada sadece bir diyalog platformu. Söz konusu ülkeler yüksek ekonomik performansları ile dikkat çeken, ekonomik güçlerini siyasi etkiye çevirmek arzusunda olan ülkeler ve hangi formatta olursa olsun bir araya gelmeleri önemli bir mesaj veriyor. ABD’nin tek hegemon olduğu mevcut küresel sistemde bir denge oluşturulması, küresel kriz sonrasında liberal piyasa ekonomilerinin halen toparlanmakta zorluk çektikleri bir dönemde devlet ağırlıklı bir kapitalist modeli uygulayarak yüksek büyüme oranlarına ulaşan bu ülkelerin küresel yönetişimde de buna paralel olarak daha fazla söz sahibi olmak istediklerine yönelik bir mesaj bu. Zirve sırasında bu beş ülkelerin liderlerinin ellerini tek bir yumruk haline getirerek kameralara poz vermeleri de mesajın sembolizmini güçlendiren bir unsur. BRICS’in güçlü bir retoriği var, ancak bu retoriğin ötesinde somut eyleme ne kadar geçilebilecek ve ne kadar sonuç alınabilecek bu ayrı bir konu.

BRICS ülkelerinin liderleri tek yumruk halinde

BRICS ülkelerinin liderleri tek yumruk halinde

Fortaleza’daki zirvenin sonuç bildirgesini incelersek, BRICS düşüncesinin ardındaki retoriğin net bir şekilde ortaya konduğunu görüyoruz. Örneğin madde 21: “Farklı ülkelerin farklı kapasitelere ve farklı kalkınma seviyelerine sahip olduklarını kabul ediyor ve tüm ülkelerin küresel ekonomik, finansal ve ticari konularda eşit haklara, eşit fırsatlara ve adil katılıma sahip olması gerektiğini düşünüyoruz. Amacımız herkesin faydasına olacak şekilde kaynakların verimli kullanımı, malların serbest hareketi, adil ve düzenli bir rekabet ortamına sahip açık bir dünya ekonomisini hedefliyoruz.” Bu doğru bir hedef şüphesiz ki. Sonuç bildirgesinde mevcut kurumların bu amaca ulaşmak için yetersiz kaldıkları vurgulanıyor, özellikle IMF’ye (madde 18) ve Dünya Bankası’na (madde 19) eleştiriler getiriliyor.

Peki somut olarak BRICS ne yapacak? BRICS’in öncelikli hedefinin üye ülkeler arasındaki işbirliği artırmak olduğunu görüyoruz (madde 20). Bunun dışında daha makro ölçekte, küresel yönetişimin reformu için bir yol haritası sunmuyor BRICS. Kendi arasındaki işbirliği için ise iki somut proje var. Birincisi, 50 milyar dolarlık bir başlangıç sermayesi ile kurulacak olan Yeni Kalkınma Bankası (New Development Bank – NDB), diğeri ise Şartlı Rezerv Düzenlemesi (Contingent Reserve Arrangement – CRA). Bunların ilki BRICS ülkeleri için kalkınma finansmanı sağlayacak bir kalkınma bankası, diğeri ise likidite sorunlarına karşı bir rezerv havuzu oluşturacak küçük bir para fonu olarak görülebilir. Bunlar söz konusu ülkeler arasındaki işbirliği konusunda mutlaka olumlu bir adım olarak değerlendirilebilir, ancak küresel ekonomide bir fark yaratabilmek için çok küçük ve yetersiz adımlar. En basitinden Yeni Kalkınma Bankası projesine bakacak olursak, hem toplam sermayesinin söz konusu ülkelerin ekonomik büyüklüklerine göre son derece düşük bir seviyede olduğunu (örn. Çin’in toplam döviz rezervlerinin sadece 80’de 1’i), hem de her üye ülkenin eşit payla katılımının (örn. Çin ile Güney Afrika aynı miktarda katkıda bulunuyor) bir zayıflık oluşturduğunu, ekonomik açıdan en zayıf üye ülke ne kadar katkıda bulunuyorsa diğerleri ne kadar güçlü olursa olsun bu payın üzerine çıkamayacaklarını görüyoruz. Bu arada Fortaleza’da BRICS ülkelerini kalkınma konusunda kamu iktisadi teşekküllerinin önemini vurguladıklarını (madde 23), gerçek bir pazar ekonomine karşı devlet kapitalizmi vizyonunu net bir şekilde ileri sürdüklerini hatırlatalım.

BRICS, güçlü bir retoriğe sahip ve küresel yönetişimde daha dengeli, daha çoğulcu bir düzen isteğini ortaya koyması açısından önemli. Ancak şu anda bu retoriğin ötesine geçerek arzulanan hedef doğrultusunda somut adımlar atma açısından yeterli iradeye sahip değil. Söz konusu ülkelerin tek ortak yanları bu retoriği paylaşıyor olmaları; onun dışında ne siyasi ne de ekonomik anlamda güçlü bir ortak paydaya sahip değiller. Bununla birlikte Rusya’nın geleceği konusundaki soru işaretleri de BRICS’in birlikte hareket edebilirliğini tehdit ediyor. Ukrayna krizinin giderek derinleştiği bu dönemde uluslararası toplumun Rusya’ya tepkisi artarken, diğer BRICS ülkelerinin Rusya’nın da içerisinde bulunduğu bu oluşuma ne kadar istekli olarak sahip çıkacakları şüpheli. Fortaleza’da beş ülke lideri tek yumruk oldular, ama bu yumruk ne kadar ses çıkartacak, buna kendileri de pek emin değiller.