"sanat" ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

sh1Konferans için Şanghay’da bulunduğum süre içerisinde yeni açılan Çin Sanat Müzesi’ni ziyaret etme fırsatını buldum. 2010 yılında yapılan Şanghay Expo sırasında Çin Pavyonu olarak faaliyet gören ve Çin geleneksel mimarisi ile modern çizgileri birleştiren etkileyici yapı 2012 yılında sanat müzesi olarak düzenlenmiş ve 63 metrelik yüksekliği, toplam 166 bin metrekarelik alanıyla Asya’nın en büyük sanat müzesi ünvanını kazanmış. Müze, yaklaşık 14 bin parça sanat eserine ev sahipliği yapıyor.

Çin Sanat Müzesi, modern Çin sanatına ağırlık veren bir müze ve dönemsel sergiler haricinde iki sürekli bölümü var. Bunlardan bir tanesi “Tanınmış Ressamlar” adını taşıyor ve ziyaretçileri Çin modern sanatının önde gelen isimlerinin eserleriyle bir araya getiriyor. Bu isimler: He Tianjian, Xie Zhiliu, Cheng Shifa, Lin Fengmian, Guan Liang, Wu Guanzhong, Hua Tianyou.

sh2
Diğer sürekli bölüm ise “Çin Modern ve Çağdaş Sanatının Kökenleri” başlığı altında ziyaretçilerle buluşuyor. Bu bölümde eserle üç dönem altında sergileniyor: Qing Hanedanı, Çin Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti dönemleri. Bu bölümde benim en çok ilgimi çeken eserler, son dönem sanatçılara ait yağlıboya tablolar oldu. Çin ve Şanghay tarihinden kesitler resmeden tablolar Çin’in ve Komünist Parti’nin ulusal anlatısını rönesansın realist üslubuyla tuvale aktarmaları nedeniyle oldukça ilgi çekiciler. Çin Sanat Müzesi’nde bu yağlıboya tablolar dışında geleneksel Çin resmi ve heykel sanatından da son derece ilgi çekici eserler bulunuyor.

"Şanghay'da 1843 Kışı" (Liu Yaping, 2012)

“Şanghay’da 1843 Kışı” (Liu Yaping, 2012)

"Einstein, Şanghay'ı Ziyaret Ediyor" (Yu Xiaofu, Sun Yuhong, Guan Guoyu, Liu Jianbin, 2012)

“Einstein, Şanghay’ı Ziyaret Ediyor” (Yu Xiaofu, Sun Yuhong, Guan Guoyu, Liu Jianbin, 2012)

"Şanghay Muharebesi" (Yao Erchang, 2011)

“Şanghay Muharebesi” (Yao Erchang, 2011)

"1949'un Genç Öncüleri" (Chen Yanyin, 2009)

“1949’un Genç Öncüleri” (Chen Yanyin, 2009)

"Şehir Işıkları - 20.Yüzyıl Başında Şanghay'ın Silüeti" (Han Zijian, 2012)

“Şehir Işıkları – 20.Yüzyıl Başında Şanghay’ın Silüeti” (Han Zijian, 2012)

Bu ay New York Metropolitan Opera?da son derece ilginç bir eser sahneleniyor. Aslında 1987 tarihli bir yapım, ancak bu yıl yeniden sahneleniyor. ?Nixon in China? (Nixon Çin?de) adlı bu opera, John Adams tarafından bestelenmiş, librettosu ise Alice Goodman?a ait. Adından da anlaşılacağı gibi bir opera için son derece sıradışı bir konuya sahip. 1972?de dönemin ABD Başkanı Richard Nixon?un Çin?e yaptığı ve iki ülke arasındaki ilişkiler açısından bir kilometre taşı sayılan ziyareti konu alıyor.

Bu yıl Mart ayında New York?u ziyaret edeceğim, ancak ne yazık ki ben gidene kadar operanın gösterimi sona ermiş olacak. Allah?tan internet var, her ne kadar bu operayı Met?te seyretme deneyiminin yanına bile yaklaşamasa da en azından merakımı gidermek için tamamını You Tube?dan izledim (bazı kısımları hızlı geçerek).

Eser altı temel karakter üzeirnde şekilleniyor. Richard Nixon, eşi Pat Nixon, Mao Zedong, eşi Jiang Qing, her iki başkanın en yakınlarındaki siyasetçiler Henry Kissinger ve Zhou Enlai. İlk perdede Nixon?ın Pekin Havaalanı?nda karşılanışını izliyoruz. Çinli askerler marşlar söylüyorlar. Daha sonra Nixon ve Mao, Çinli liderin çalışma odasına geçip bir görüşme yapıyorlar, ancak ortak bir çizgide buluşmayı başaramıyorlar. Nixon, somut konuları masaya getirirken, Mao daha felsefi boyutta tartışmayı sürdürüyor. Perdenin sonunda ise Çin tarafı misafirlerine büyük bir ziyafet veriyor, kadehler kaldırılıyor.

İkinci perdede Pat Nixon?un Çin?deki günlük hayatı deneyimlemesini izliyoruz. First lady, bir okul, bir fabrika, sağlık merkezi ve domuz çiftliğini ziyaret ediyor. Aynı günün akşamında tüm ekip Madam Mao tarafından yazılan ve gaddar bir toprak ağasının baskısı altında yaşarken Kızıl Ordu?nun kadın askerleri tarafından kurtarılan çiftçilerin hikayesini anlatan Çin operasını izliyorlar. Operayı izlerken tüm karakterlerin içyüzleri ortaya çıkıyor, örneğin Pat Nixon zayfıların tarafını tutarken, Kissinger toprak ağasına sempati duyuyor, bir yandan da Zhou Enlai ile Madam Mao karşı cephelerde yer alıyorlar.

Son perdede ise Amerikan heyetinin Pekin?deki son gecelerine tanık oluyoruz. Her iki taraf da ziyaretin pek bir getiri sağlamadığını düşünüyor ve bir iç hesaplaşma yaşıyorlar. Sonrasında hayat aynı şekilde akmaya devam ediyor.

?Nixon Çin?de? operası önemli bir uluslararası ilişkiler olayını ele alması açısından son derece ilginç ve sıradışı. Bir belgesel izler gibi opera izliyorsunuz. Müzik eleştirmeni değilim tabii ki, ancak benim eksik bulduğum bir konu, müzikte Çin?e ait seslere hiç yer verilmemiş olması. Bir de sanatçıların hiçbiri Çinliye benzememesi de tuhaf bir görüntü oluşturmuş, düşünsenize Çinli?den çok Amerikalıya benzeyen bir Mao! New York?ta hiç Asya kökenli opera sanatçısı yok mu diye düşünüyor insan.

Son dönem Türkiye tarihinden, Türkiye?nin dış ilişkilerine ilişkin bir olay opera haline getirilecek olsa, hangi olayı tercih ederdiniz?

"Nixon Çin'de" operasından bir görüntü (Foto: The New York Times)

Doğu Asya ülkelerindeki müzelere ve sanat galerilerine gittiğimiz zaman hayranlığımızı gizlemek çoğu zaman mümkün olmaz. Binlerce yıllık bir kültürün ürünleri olan eserler bizleri zaman ve mekan içerisinde yolculuğa çıkartır, çok uzaklara götürür. Asya?nın kendine has fırça darbeleriyle yapılan resimler, kaligrafi şaheserleri, yeşim taşından objeler, Budist tapınaklarının işlemeleri ve taş oymaları, porselenler, mühürler ve daha niceleri?

Birkaç hafta sonra Hong Kong?da açılacak olan (ve ne yazık ki yerinde görme şansımın olmayacağı) bir sergi ise ziyaretçilerine çok farklı bir deneyim sunacak. Çinli ressam Ma Jir-bo?nun (1927-1985) eserleri, Asyayı ve Asyalıları kendisine model olarak almış Asyalı bir ressamın elinden çıkmış olmaları ancak buna rağmen Batı realizminin özelliklerini taşımaları açısından son derece sıradışı bir özellik arzediyorlar.

Time dergisinde tanıtımını okuduğum Ma Jir-bo sergisine gidemeyeceğim için internet üzerinde bir araştırma yaptım ve sanatçının sanal ortamda eserlerinin sergilendiği bir siteye ulaştım. Adresi: www.majirbo.com? Bu adreste de göreceğiniz gibi Ma, 1970?lerin Hong Kong?unu, kırsal hayatı ve Hong Kongluları resmetmiş. Ancak öyle bir tarzı var ki sanatçının, bilmeyen bir kişi bu resimleri Hong Kong?u ziyaret eden Avrupalı bir ressamın yaptığını iddia edecektir.  

Ma?nın hayatı da son derece ilginç. Çin?de doğan sanatçı yirmi yaşındayken Hong Kong?a göç etmiş ve burada Batı tarzı üzerine dersler almaya başlamış. 50?li, 60?lı ve 70?li yılların Hong Kong?u tabii ki bugünkünden çok farklı; nüfusun tamamına yakını ülkeye yeni gelmiş göçmenlerden oluşan ve imkanların son derece kısıtlı olduğu bir yer. Ma, tüm olumsuzluklara rağmen sanatını ilerletmiş. İlerleyen yıllarda eserlerini ABD?de ve Çin Halk Cumhuriyeti?nde sergileme fırsatı bulan Ma, kendisi de öğrenci yetiştirmeye başlamış ve hatta öğrencileriyle bir Avrupa turuna da çıkmış. Ma Jir-bo, oldukça erken bir yaşta, 58 yaşında, hayata gözlerini yummuş.

Hong Kong?a gidenlerin ilk izlenimi genellikle burasının ?Doğu?nun içerisinde Batı?ya ait bir yer? olduğu yönündedir. Ma?nın eserleri Doğu içerisindeki Batı olan Hong Kong?u, Asyalı bir ressamın Batılı fırçasıyla resmetmeleri açısından son derece ilginçler. 

Ma Jir-bo'nun fırçasından 1970'lerde Hong Kong


Sanatçının otoportresi, 1964